banner ad
0

Alan derinliği ve sensör boyutu ilişkisi

Yazar: Gökhan Korkmazgil

Fotoğrafta alan derinliği uygulamaları, kompozisyonu ve anlatım biçimimizi etkileyen en önemli yöntemlerden birisidir. Fotoğraf makinelerimizin objektifi gözümüz gibi değildir, bulunduğumuz noktadan sonsuza dek uzanan alanın belirli bir bölümünü net olarak görür. Fotoğrafını çektiğimiz nesne ya da sahnenin bize en yakın net noktası ile bize en uzak net noktası arasındaki mesafeye net alan derinliği denilmiştir. Alan derinliği uygulamalarını fotoğrafa derinlik katmak, üç boyutluluk duygusunu vermek, önemini vurgulamak istediğimiz nesneleri diğerlerinden ayırt etmek için kullanırız.

Bilindiği gibi, net alan derinliğini etkileyen üç ana etmen vardır. Bunlar diyafram açıklığı, objektifin odak uzaklığı ve konu ile fotoğraf makinesi arasındaki mesafedir. Diyafram açıklığının çapı büyüdükçe net alan derinliği azalır. Objektif odak uzaklığı büyüdükçe de net alan derinliği azalır. Makine ile konu arasındaki mesafe azaldıkça yine net alan derinliği azalır.

Sensörün Fiziksel Boyutu
Bu üç ana etmenden başka, kullanılan makine sensörünün fiziksel boyutu da alan derinliğine etki eder. Bu etki diğer etmenler kadar belirleyici olmasa da neden farklı makinelerde aynı diyafram değerinde aynı odak uzunluğunda aynı mesafeden çektiğimiz fotoğrafların farklı olduğunu açıklamada yardımcı olur.
Fotoğraf makinelerimizde kullanılan sensörlerin fiziksel boyutu (dikkat edelim; kaç milyon piksel olduğundan bahsetmiyoruz) çok büyük bir aralıkta değişkenlik göstermektedir. Burada sensör üzerinde kaç milyon piksel bulunduğu değil, algılayıcı yüzeyin kapladığı alan söz konusu edilmektedir. Çok pahalı büyük ve orta format sensör kullanan dijital makineler ile dijital arkalıkları bir kenara bırakırsak, full-frame dediğimiz standart 36×24 mm boyutlu sensör kullanan makineler ile mercimek kadar sensörü bulunan kompakt makineler arasında büyük fark vardır.

Farklı büyüklükte sensörlerin alan derinliğine olan etkisini karşılaştırabilmek için standart bir referansa gereksinim vardır. İki fotoğrafın aynı etkiyi uyandırabilmesi için aynı kadraja sahip olması gerekir. Yani burada karşılaştırma yapmak için farklı boyutta sensöre sahip makinelerle aynı kadraja sahip fotoğrafların çekilmesi gereklidir. Farklı boyutta sensöre sahip makinelerle aynı kadrajı yakalamak için, sensör çarpan faktörü nedeniyle çekim mesafesi ya da odak uzaklığı farklı olacaktır. 1 çarpan faktörlü full-frame Nikon D700 makinemle ve 150mm objektifle gördüğüm kadrajı, 1,5 çarpan faktörlü Nikon D90 makinemde 100 mm objektifle görürüm. Bir başka deyişle büyük sensörlü makine ile çekim yaptığımda odak uzaklığı 1,5 kat artmıştır. Odak uzaklığı arttıkça net alan mesafesinin daraldığını biliyoruz; aynı görüntüyü yakalamak istediğimizde sonuç olarak daha büyük sensör, daha sığ alan derinliği demektir. Aynı kadraja sahip fotoğrafları yakalamak için objektif odak uzunluğunu değiştirmek yerine, çekim yaptığımız nesneye olan uzaklığımızı değiştirebiliriz. D90 ve 150 mm objektif ile çektiğimiz görüntünün aynısını yakalamak için D700 ve 100 mm objektif kullandığımızda nesneye daha yaklaşmamız gerekir. Makine ile konu arasındaki mesafe azaldıkça net alan derinliğinin azaldığını biliyoruz.
Sonuç olarak, kayıt ortamının fiziksel boyutu net alan derinliğini etkiler. Kadraj aynı kalmak kaydıyla, yani ilk fotoğrafta ne varsa ikincisinde de tam olarak aynı görüntünün var olması kaydıyla, aynı f değerinde büyük sensörlü makine ile çekilen fotoğrafta net alan derinliği daha sığdır. Daha küçük sensörlü makine ile çekilen fotoğrafta netlik yapılmış olan nesnenin yakını ve uzağında daha fazla net alan vardır.

Bu olgunun bazı durumlarda istenilen ve istenmeyen etkileri ortaya çıkar. Açıkça görülen odur ki cebe sığacak ölçülerdeki küçük kompakt makineler çok daha geniş bir net alan derinliğine sahiptir ve bu da genel kullanım için iyi bir şeydir. Uğraşmaya gerek kalmadan hem anı fotoğrafını çektiğiniz kişiler, hem de arkalarındaki manzara önde ve arkada baştanbaşa net çıkacaktır. Manzara fotoğrafları için de bu durum elverişlidir. Diyaframı kısmadan, yani fazladan ışık koşullarına gerek kalmadan az ışıkta bile geniş diyaframla büyük bir net alan derinliğine sahip olabilirsiniz. Makro fotoğrafta konuya çok yakım çekim yaptığımız için alan derinliği çok kritiktir; nispeten küçük sensörlü makinede bir parça alan derinliği artışı bu kritik durumda işe yarayabilir. Öte yandan portreler ya da alan derinliği üzerinde çok sıkı kontrol gerektiren çekimlerde net alan derinliğinin sığ olması büyük sensör lehine bir durum olarak değerlendirilebilir.
Bir fikir vermesi açısından yukarıda belirttiğim koşullarda 1,6 çarpan faktörlü bir DSLR, 1 çarpan faktörlü full-frame bir DSLR ve 6×9 büyük sensörlü bir makine için net alan derinliği karşılaştırmasını yapalım. Tüm makinelerde diyafram değeri orta bir değer olan f/8’e ayarlanmış olsun. Aynı kadrajı verebilmek için küçük sensörlü makine 31,25 mm odak uzaklığında, full-frame makine 50 mm odak uzaklığında ve büyük sensörlü makine 125 mm odak uzaklığında çekim yapmalıdır. Bu durumda küçük sensörlü makine için toplam net alan derinliği 1,31 metre, full-frame makine için 0,76 metre ve büyük sensörlü makine için 0,28 metredir. Bunun göreceli ifadesi ise, eğer full-frame makinede net alan derinliği 1 birim ise, küçük sensörlü makinede 1,7 ve büyük sensörlü makinede ise 0,4 birimdir. Bunun, aslında hiç de azımsanacak bir fark olmadığını düşünüyorum.

Net alan derinliği üzerinde sensör boyutunun, diğer faktörler kadar etkisi yoktur. Öncelikle diyafram yolu ile bu kontrolü yapmak doğrudur. Yine de, sensör boyutu büyüdükçe net alan derinliğinin azaldığını aklımızın bir köşesinde bulundurmak yararlıdır. 

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.