banner ad
0

Değişmeden Gökçeada’yı görün!

Yazı ve Fotoğraflar: Ömer Serkan Bakır

Ada kültürünü, doğasını, yavaş temposunu, sakinliği, insanlarını çok severim. Bozcaada da çok sevdiğim ve birkaç kez gittiğim yerlerden biridir. Bu sefer Eylül ayının başında, bugüne kadar gidemediğim ve merak ettiğim, ülkemizin en büyük adası olan Gökçeada’ya gittim. Temmuz ve Ağustos aylarının kalabalığı biraz azalsın istedim. İyi ki de öyle yapmışım.

Gökçeada, eski ismiyle İmroz, Kuzey Ege’deki iki Türk adamızdan biri. Gökçeada esasında Çanakkale’ye bağlı bir ilçe… Tahmin edeceğiniz gibi adaya ulaşım da sadece deniz yoluyla sağlanıyor. Nedense adını çok daha fazla duyduğumuz Bozcaada oldukça popüler bir yer olmuşken, Gökçeada adını daha az duyarız. Tabi bunun haklı nedenlerinden bir kısmına daha sonra değineceğim.

DSC00320

Fotoğraf: Ömer Serkan Bakır – Sony A7R II ile çekilmiştir.

Bu gezide bana Sony’nin yeni aynasız fotoğraf makinesi A7R II, objektif olarak da 24-70mm ve 35mm f/2.8 eşlik etti. Sony A7R II ile ilgili izlenimlerimi ve test yazısını burada bulabilirsiniz. Bu yazı içerisinde kullanılan tüm fotoğraflar da Sony A7R II ile çekildi.

Ada’ya ulaşım

Büyüklük açısından bir bilgi olması adına Gökçeada, Bozcaada’nın yaklaşık 7-8 katı büyüklüğünde. Bozcaada’ya gidenler bilir, adayı dolaşmak çok kolaydır ve neredeyse yürüyerek bile pek çok yere kolayca ulaşılabilir. Ancak Gökçeada’da neredeyse sadece Rum köylerinin içerisinde yürüyerek dolaşabilirsiniz. Köyler ve koylara ulaşım için mutlaka bir araca ihtiyacınız var. Adada toplu taşıma ise sadece merkezden kalkan minibüslerle sağlanıyor. Ada içerisinde bisiklet veya motosiklet kiralamanız da mümkün.

Gökçeada’ya arabalı feribotla ya da sadece yayaların kullandığı deniz otobüsü ile gidebilirsiniz. Ancak dediğim gibi ada oldukça büyük olduğu için arabayla gitmenizi tavsiye ederim. Kabatepe-Gökçeada arası feribot yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Adaya gitmeden önce feribot saatlerini ve hava durumunu kontrol etmenizde fayda var. Özellikle yaz aylarında zamanlamanızı iyi yapmazsanız saatlerce feribot bekleyebilirsiniz.  www.gestasdenizulasim.com.tr

DSC00355

Fotoğraf: Ömer Serkan Bakır – Sony A7R II ile çekilmiştir.

Rum Köyleri

Adaya feribot ile Kuzulimanı’ndan giriş yapılıyor. Ancak adanın merkezi burası değil. Merkez, 6-7km içeride bulunuyor. Yerleşim, ada merkezinde ve 10 köyde toplanmış durumda. Gökçeada’nın köyleri dahil toplam nüfusu 8500 civarında… 1960 yılına kadar adada Rum nüfusu çoğunlukta iken şimdilerde sayı oldukça azalmış. Sürekli yaşayan Rum nüfusun çoğunluğu da (yaklaşık 300 kişi) oldukça yaşlı… Ancak yaz aylarında özellikle Yunanistan’dan ve diğer ülkelerden gelen Rumlarla nüfus oldukça yükseliyor. Zeytinliköy’de tanıştığım ve bir kafe işleten Rum bayan, yaz aylarında adada kalarak çalıştığını, kışın ise Atina’da yaşadığını anlatmıştı.

Gökçeada’da yollar ve ulaşım oldukça basit. Yani kaybolma şansınız pek yok. Adanın ana yolları yenilenmiş ve asfalt kaplı. Ancak çok geniş değiller. Özellikle virajlarda çok dikkatli olmak gerekiyor. Siz en iyisi hızlı gitmemeye çalışın. Rum köylerinde ise genellikle taş ve toprak yollarla karşılaşabilirsiniz. Adanın kuzey-güney uzunluğu yaklaşık 13km, doğu-batı uzunluğu ise yaklaşık 30km.

Gökçeada’yı biraz daha yakından tanımak için bazı Rum köylerini mutlaka ziyaret etmelisiniz. Eski Bademli, Tepeköy, Dereköy ve tabi ki Zeytinliköy… Bunlar koruma altına alınan ve ada kültürünü yaşatan yerler. Köyler yüzyıllar önce saldırılardan korunmak için yüksek tepelere ve denizden uzak bölgelere kurulmuş. Ancak yaşanan göçlerle ve zamanla pek çok köy evi bakımsız durumda ya da yıkılmak üzere. Yeni yeni yapılan restorasyonlarla Rum evlerinin bir kısmı eski güzel günlerine dönmeye başlıyor. Köylerin dar sokakları, taş kaplı yolları, köy kahveleri, ibadethaneleri, konaklama tesisleri sakin ve huzur dolu anlar yaşamanızı sağlıyor.

DSC00807

Fotoğraf: Ömer Serkan Bakır – Sony A7R II ile çekilmiştir.

Tepeköy Çınaraltı

Tepeköy Göçeada’nın görülmesi gereken Rum köylerinden biri. Tepeköy’e giderken sağdan yukarı saparsanız bu yol sizi muhteşem bir manzaraya sahip Çınaraltı’na çıkarıyor. Burası adını 600 yaşından büyük olan bir çınardan alıyor. Ağacın altında da tarihi bir çeşme bulunuyor. Tepeden aşağıda baktığınızda ise, yeşili ve maviyi iç içe göreceğiniz büyüleyici bir tablo karşılıyor sizi. Tavsiyem buraya akşamüstü, gün batımından önce gidin. Herhangi bir tesis bulunmadığı için yiyecek ve içeceklerinizi de almayı unutmayın.

DSC00223

Fotoğraf: Ömer Serkan Bakır – Sony A7R II ile çekilmiştir.

Kaleköy Limanı

Akşamüstü adanın en kalabalık yerlerinden biri kuşkusuz Kaleköy Limanı… Burası adanın deniz kenarında olan tek yerleşim bölgesi. Burada irili ufaklı tekneler ve yatlar da bulunuyor. Adada yapılacak fazla bir atraksiyon olmadığı için yaz akşamları turistler buraya akın ediyor. Kordon boyunca çay bahçeleri, kafeler, restoranlar ve hediyelik eşya kulübeleri bulunuyor. Ayrıca Aya Marina Kilisesi ve birkaç tane de pansiyon var. Eğer balık seviyorsanız tam yerindesiniz. Şimdiye kadar yediğiniz en güzel balıkları ve birbirinden güzel mezeleri yiyeceğinize emin olabilirsiniz.

DSC00519

Fotoğraf: Ömer Serkan Bakır – Sony A7R II ile çekilmiştir.

Deniz ve Plajlar

Hemen söylemeliyim, Gökçeada’nın denizini çok sevdim. Evet, biraz soğuk, bazen rüzgarlı ama büyüleyici ve çok temiz… Adanın çevresinde pek çok irili ufaklı plaj bulunuyor. Hatta 4×4 bir aracınız varsa ve aracınıza güveniyorsanız, kimseciklerin olmadığı onlarca farklı plaj keşfedebilirsiniz. Adanın en meşhur ve denizi güzel plajları ise şunlar: Laz Koyu, Aydıncık Plajı, Yuvalı Plajı, Gizli Liman, Güzelcekoy, Yıldızkoy. Eğer az vaktiniz varsa ve bütün koyları dolaşmak istemezseniz, Laz Koyu’nu, biraz uzak demezseniz adanın batı tarafında gidebileceğiniz en uç nokta olan Gizli Liman’ı öneririm.

DSC00754

Fotoğraf: Ömer Serkan Bakır – Sony A7R II ile çekilmiştir.

Dalış – Sörf – Kiteboarding

Gökçeada dalış ve sörf meraklıları tarafından da sıkça ziyaret edilen yerlerden birisi… Adanın rüzgarlı iklimi ve yapılan etkinlikler sayesinde sörf ve kiteboarding yapanlar için ideal bir ortam sunuluyor. Adanın güneyindeki Aydıncık Plajı ve yakınındaki Kefaloz koyu farklı rüzgar durumuna göre tercih ediliyor. Kefaloz’un dalgalı bir denizi olduğu için daha çok kiteboarding yapanlar tercih ediyor. Aydıncık Plajı ise sörf için daha uygun bir seçenek… Gördüğüm kadarıyla ada yabancı sörfçülerin ilgisini çoktan çekmiş gibi. Hatta pek çoğu karavanlarla gelip, burada uzun süre konaklıyor.

Prev1 of 6Next

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.