banner ad
4

Dünya Fotoğraf Tarihinde Bir Efsane: Leica

Neredeyse yüzyıllık bir süre içerisinde her fotoğrafçının hayallerini süsleyen tek bir makine olmuştur. O da Leica! Birçoğunuzun çok yakından bildiği ve efsanevi kırmızı yuvarlak logosunu yakından takip ettiği Leica, belki bazılarının ilk defa duyduğu bir isim olabilir. Ama Leica’nın tarihi geçtiğimiz yüzyılda, dünya tarihi ile birçok yerde kesişmiş, toplumların değişimine, savaşlara ve en önemli olaylara tanıklık etmiştir. Dünya fotoğraf tarihindeki yeri ise, hiç tartışmasız ilk sırada olan, Alman fotoğraf makinesi üreticisi Leica, özellikle savaş yıllarında görülmeyeni gösterdiği için toplumlar üzerindeki etkisi ile de çok konuşulmuştur.

“O”, girilmeyen yerlere girmiş, çekilemez denilenleri çekmiştir. Küçük, hafif, sessiz ve gösterişsiz olduğu için savaşın o dehşet realitesini de en iyi Leica’lar yansıtabilmiştir. Ama sessiz ve küçük gövdesinin hüneri sadece savaş alanıyla sınırlı kalmamıştır.

Analogtan Dijitale En iyi Geçiş Noktası

Sağlam, kaliteli ve her zaman güven veren bir yapıya sahip olan Leica, bir tripoda ihtiyaç olmadan elde taşınarak fotoğraf çekebilme hayalini, 1900’lerin başında gerçeğe dönüştürmüştür. Günümüzde ise, film kullanan makinelerdeki gücünü dijital dünyaya taşımaya devam ediyor. Kompakt dijital, DSLR benzeri, DSLR ve M serisi dijital fotoğraf makineleri ile filmden dijitale geçişi hiç olmadığı kadar kolaylaştırıyor. Kullandığı ileri teknoloji ve yüzyılı aşkın bilgi birikimi ile, profesyonel fotoğrafçılara, fotoğraf sanatçılarına ve amatörlere her zaman en yüksek kalitede ekipman üretme felsefesi ise hiçbir zaman değişmemiştir.

Leica Kültürü

Leica ismi birçok kişi için sadece bir fotoğraf makinesi markası değildir. Leica; estetiği, sağlamlılığı, güvenirliği, kaliteyi ve oluşturduğu kültürü temsil eder. Leica makineleri kullanmak ve bu kültüre sahip olmak birçok fotoğrafçı için ilk şarttır. Ayrıca Leica logosu taşıyan her şeyin fanatikleri için bir koleksiyon malzemesi olduğu, hakkında binlerce kitap yazıldığı ve Leica Gallery ile birçok ülkede çok önemli sergilere imza atıldığı söylenebilir.

Bunun dışında son on yılda, Leica M fotoğraf makineleri son derece imrenilen ve rağbet gören koleksiyon parçalarına dönüşmüşlerdir. Özel modeller özellikle koleksiyoner pazarında yoğun ilgi çekmiştir. Sınırlı özel serilerin çoğunlukla özel oymaları vardır ve alışılmışın dışında malzemeler kullanırlar.

Önemli seri numarasına sahip ürünlerin de özel bir yeri vardır. Bu ürünler, fotoğrafçılar ve politikacılara, özel hizmetleri nedeniyle ödül olarak verilmişlerdir. Örneğin, Almanya Federe Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı olan Dr. Konrad Adenauer’e 1956’da 800,000’inci Leica verilmiştir. 2,500,000 seri numaralı fotoğraf makinesi, Mayıs 2000’de Çek Cumhurbaşkanı Václav Havel’e sunulmuştur.  

Efsanevi Leica Tarihi

1900’lerin başında fotoğraf makineleri büyük, ahşap ve taşınması çok zor ekipmanlar iken, küçük fotoğraf makinesi hayali Wetzlar’daki ünlü mikroskop üreticisi Ernst Leitz’ın araştırma departmanı sorumlusu Oskar Barnack’ı sürekli meşgul etmiştir. Boş zamanlarında Barnack, bir astımlının gezilerinde taşıması için ağır bir yük olan, büyük plakalı bir fotoğraf makinesi kullanırdı. Tripoda ihtiyaç olmaksızın kolaylıkla her yere götürülebilen ve seri pozlama için yeterince film alabilen küçük ve elde taşınabilir bir fotoğraf makinesi hayal etti. 

Barnack, Leitz’da aynı zamanda sinematografik sorunları halletmekten sorumluydu ve 35 mm sinema filminin potansiyel ve sınırlamalarına aşinaydı. Ona göre açık çözüm, bu filmi fotoğrafçılıkta kullanmaktı. Ama, bu negatifler çok küçüktü. Fotoğraf makinesinin ebadı küçük ve kullanışlı kalırken, makul bir netlik ve diyafram seviyesi için negatiflerin bu ebadın iki katı olmaları gerekiyordu. Barnack çalışmaya koyuldu. Prototipi oldukça basitti. 42mm odak uzaklığında geri çekilebilir mercekli, 40mm genişliğinde açılabilen üst üste gelmeyen bir obtüratör için deklanşörlü, filmi her defasında bir kare ileri saracak bir kurma mekanizmalı ve 0’dan 40’a kadar kare sayaçlı bir fotoğraf makinesi gövdesine sahipti. Bu Leica (Leitz Camera sözcüklerinin birleşimi) fotoğrafçılığının başlangıcıydı.  

1914’te, Barnack’ın küçük fotoğraf makinesi, üç çeyrek asır sonra bile Ur-Leica performansının dokunaklı şahitliğini yapan ilk fevkalade fotoğrafları yarattı. Örneğin, 1914’te I. Dünya Savaşı seferberlik sahnelerini, Wetzlar’da “Eisenmarkt”ı ve 1920’de Wetzlar’daki sel felaketini kaydettiler. 2. Ernst Leitz, Barnack’ın fotoğraf makinesini Amerika’ya yaptığı bir iş seyahatinde çektiği fotoğraflarla deneysel testlere tabi tutmuştu. Bu fotoğraflar esas kanıtlardı.  

Birinci Dünya Savaşı, Leica’nın, Ernst Leitz’ın küçük fotoğraf makinesini seri üretmeye karar vermesine kadar, hemen pazara girmesini engelledi. 1925’te Leica, Leipzig ilkbahar fuarının sansasyonel firmasıydı. Bu küçük fotoğraf makinesi, Barnack’ın fotoğrafları ve her şeyden önce küçük fotoğraf formatı fuarda konuşuluyordu. Bir tarafta küçük 35 mm negatif formatının neler yapabileceğini gösteren fotoğraflar, diğer tarafta iyi bir fotoğrafın 18cmx13cm plakanın altında elde edilemeyeceğini düşünen şüpheciler vardı.   

35 mm fotoğrafçılığın devrimi, 28mm ile 600 mm arasında, değişebilen merceklere ve daha da iyileştirilen film materyallerine sahip, geliştirilmiş Leica’nın hazır olduğu 1930’lara kadar beklemek zorundaydı. Dr. Erich Salomon, Dr. Paul Wolff, Stephan Kruckhauser gibi ünlü isimler ve diğerleri, negatiflerden çoğaltmalar yapıldığında Leica’nın geniş format fotoğraf makinelerinden aşağı olmadığını kanıtladılar. Aksine, tamamen yeni tür bir ve artık rasgele elde edilmeyen, uzun film şeridi üzerinde hemen hemen aynı poz serisinden karanlıkta seçilen enstantanelerin mümkün olduğunu gösterdiler. Buna ilaveten, fotoğraf makinesi o kadar küçüktü ki fotoğrafçıya tripodsuz ve farkında olunmayan fotoğraflar çekme imkanı sağlıyordu. Bu fotoğrafçılıkta, daha önce benzeri görülmeyen tamamıyla yeni bir boyuttu.

Üstün Mekanik ve Optik Kusursuzluk!

Leica telemetre sistemli fotoğraf makineleri, üstün mekanik ve optik kusursuzluk sunar. Makinenin teknik özelliklerine değil, fotoğrafçının manuel becerilerine öncelik tanır. Başlıca uygulama alanları, röportaj fotoğrafçılığı, mevcut ışıklı çekimler ve tüm hassas, artistik-estetik görüntü kompozisyonlarıdır. Leica M sistemi zamanımızın büyük fotoğrafçılarının isimleriyle yakından bağlantılıdır ve modern 35 mm fotoğrafçılığın önünü açan, 1914’ün Ur-Leica’sının neslindendir.

Analog’tan Dijitale Leica M Sistemi

1954’ün LEICA M3’ü, Amerikan basın fotoğrafçılarının ihtiyaçlarını karşılayan Leicavit MP hızlı film ilerleticisi ve harici, basitleştirilmiş kare sayacını verdiği LEICA MP (1956) gibi birçok değişik modele temel oluşturdu.  Sonrasında 35, 50 ve 90mm göz merceğiyle LEICA M2 (1958), LEICA M1 (1959) ve özellikle Visoflex refleks gövdesiyle kullanım için kayıt kamerası olarak tasarlanmış  LEICA MD geldi.

LEICA M4 (1967), dişlilere sahip, hızlı yüklenen film sarma makinesi gibi çeşitli detay gelişmelerini içeriyordu. En ayırt edici özelliği, dışa doğru kıvrılan koluyla 30 derece açılı geri saran topuzu idi. Bunları, otomatik zamanlayıcı yerine motorlu sarıcı için bağlantısı olan LEICA M4-2 (1977) ve geleneksel odak uzaklıkları 35, 50, 90 ve 135mm’nin yanında 75 mm televizör ve 28 mm geniş açı için bir parlak çizgili kare içeren bir vizör ile 1980’de lanse edilen LEICA M-4P ile diğer değişiklikler izledi.

İki model, LEICA M5 (1971) ve LEICA CL (1973) M serilerinde özerk gelişmelerdi. LEICA M5, obtüratör perdesi önünde titreşimli bir kol ile ışığı hassas bir şekilde ölçen, mercek ışık ölçeri özelliğine sahip dünyadaki ilk telemetreli fotoğraf makinesiydi. LEICA M5 gibi, LEICA CL de titreşimli kol ile hassas TTL ölçme özelliğine sahipti.

LEICA M6 (1984), hassas  mercek ışık ölçme tekniğini mükemmelleştirdi ve uzun bir süre Leica'nın en çok satan fotoğraf makinesi oldu. Bir mercek takıldığında vizör, 28, 35, 50, 75, 90 veya 135mm odak uzaklığı için otomatik olarak ilgili parlak çizgili kareyi göstermektedir.

LEICA M7 ve LEICA MP, Leica’nın günümüz ürün gamında yer alan fotoğraf makinesi modellerindendirler. “Hangi M fotoğraf makinesinin seçildiği, tamamen fotografik tercihlere bağlıdır: LEICA M7 hızlı ve sezgisel fotoğrafçılık için tercih edilirken, tamamen manuel olan LEICA MP için Leica Fotoğraf Makineleri Sistem Ürünleri Bölümü Pazarlama Müdürü Jean-Jacques Viau, “doğal fotoğrafçılık” için bir araçtır” diyor.

LEICA A La Carte  (2004), Leica’nın ilk kişiselleştirilebilen M serisi fotoğraf makinesi olan A La Carte özellikle Japanyo’da büyük ilgi görür.

LEICA M8 DIGITAL (2006), ilk kez Almanya’daki Photokina Fuarı’nda tanıtıldı. Özellikle Leica M kullanıcıları tarafından merakla beklenen M8 Digital, neredeyse 1954’ten beri üretilen objektiflerle olan uyumu, klasik M vizör sistemi, 10 milyon piksellik çözünürlüğü ve alışılmış Leica görüntüsü ile hayalleri süslemeye başladı.

LEICA M8 modeli ile dijitalle tanışan firma daha sonra şu modelleri çıkardı:

LEICA M8.2 (2008) – LEICA M9 (2009) – LEICA M9-P (2011)

Dünyaca Ünlü Fotoğrafçıların Vazgeçilmezi

Birçok ünlü fotoğrafçı, küçük ve becerikli Leica fotoğraf makinesini, suskun ve gösterişsiz fotoğrafçılık için kullandıkları bir araç yapmışlardır. Bunlardan biri de, ilk Leica fotoğraf makinesini 1932’de alan ünlü Henri Cartier-Bresson’dur. Ona göre, Leica fotoğraf makinesi “hızlı, sessiz, bir elden büyük olmayan bir karalama defteri” ve bu nedenle spontane fotoğrafçılık için ideal bir araçtır. Leica M sistem, Robert Capa, Renè Burri, Inge Morath ve Marc Riboud gibi ünlü fotoğrafçılar, Mary Ellen Mark, Michael von Graffenried, Sebastião Salgado ve Jane Evelyn Atwood gibi insan talihinin ünlü belgeselcilerinin yanında yer alır. Ralph Gibson, William Klein, Paolo Nozolino ve Elliott Erwitt gibi güzel sanatlar fotoğrafçıları da Leica M fotoğraf makinesiyle çalışmışlardır.

Profesyonel fotoğrafçıların ve ciddi amatörlerin her zaman hayalini kurduğu Leica M fotoğraf makineleri, kesin bir sağlamlık ve dayanıklılık için donanmış fonksiyonlara sahiptirler. Sahibi için bu, onlarca yıl güvenilir kullanım ve yüksek değer geri dönüşü anlamını taşır. Fotoğraf makineleri hassaslıkla elde yapılırlar. Almanya’da yapılan ürünler olarak, kalite, kusursuzluk ve sağlam ince iş sunarlar. Yüksek teknolojiyi -örneğin modern malzemeler, akıllı elektronikler ve kusursuz üretim teknikleri- entegre ederken, üretimin el işçiliği kısmı yani değerlerini koruyan güvenilir ürünlerin temeli olan, kişinin ustalığı üzerinde dururlar. Onlarca yıllık sistem uyumu fikri de fotoğraf makinelerinin başarısına katkıda bulunur.

Efsane Fotoğrafçılar Leica ile Tanındı

 1930’lu yıllarda ABD ve Avrupa’da büyük bir ekonomik ve sosyal kaos dönemi yaşanırken, ünlü Sovyet lideri Leon Troçki, sürgünden geçici vize izniyle Danimarka’da bir üniversitede konferans vermek üzere davet edilir. Tüm dünya basını ve en ünlü ajanslar bu olayı takip etmek ve görüntü alabilmek için yarış içindedir. O yıllarda pek fazla tanınmayan ajans fotoğrafçısı genç Robert Capa’da oradadır. Dünyanın her yerinden büyük fotoğraf makineleri ile gelen foto muhabirleri, bir suikast girişiminden dolayı konferans salonuna alınmaz. Robert Capa ise cebinde gizleyerek taşıdığı Leica’yla, Kopenhag’da Rus Devrimi üzerine konuşma yapan Leon Troçki’nin fotoğrafını gizlice çekerek dünya çapında olay yaratır. Dünya basınında sadece Capa’nın fotoğrafları yer alır. Bu olay gibi daha birçok önemli olayda modern haberciliğin kapısını aralayan ve yüzyılın belgeselini çeken her zaman Leica olmuştur.

Gero Furchheim Leica'yı şöyle anlatmıştır: Ramallah’ta sadece taş fırlatan çocuk göstermek isteyenler dijital kamera kullanır. Ancak bütün hikayenin resmini çekmek isteyen, orada neler olduğunu, çocuğun neden taş fırlattığını anlatmak isteyen Leica kullanır. Çünkü o sizinle daha içli dışlıdır.

 An fotoğrafçılığının babası Henri Cartier-Bresson, Leica benim gözümün bir uzantısı demiştir.

Robert Capa ise, İspanya iç savaşına, Amerikan askerlerinin Omaha Plajı’na çıkışına Leica’sıyla eşlik etmiş ve o ünlü asker fotoğrafını çekmiştir.

Savaş fotoğrafçısı Eddie Adams, 1968’de Vietnamlı polis şefi Nguyen Ngoc Loan'ı Vietkonglu gerillanın beynine mermi sıkarken görüntülediği fotoğrafıyla Pulitzer ödülü kazanmıştır.

Nick Ut’un 1972’de Amerikan uçaklarının napalm saldırısında yanmış ve bir yolda çıplak olarak koşan Vietnamlı kız çocuğunu fotoğrafı, insan belleklerine kazınmıştır.

Korda’nın 1960 yılında çektiği ünlü Che portresi bir idol yaratmıştır.

Susan Meisalas'ın Güney Amerika’da çektiği fotoğraflar da yine çok konuşulmuştur.

Leica ile daha çabuk, daha kaliteli ve detaylı fotoğraflar elde ettiğini söyleyen ülkemizin en önemli fotoğrafçılarından olan Ara Güler’de “Bizim görüşümüz hep Leica'nın penceresinden oldu” demiştir.  

Yorumlar (4)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. mesut eray dedi ki:

    52 YILLIK HAYALLERİMDEN BİRİ OLAN LEİCA FOTOĞRAF MAKİNASINA SAHİP OLAMADIM.ÇOK PAHALI OLDUĞU İÇİN Mİ,ERİŞİLMEZ OLDUĞU İÇİNMİ BİLEMİYORUM.AMA KALAN ÖMRÜMÜN BİR BÖLÜMÜNÜ DE OLSA ‘LEİCA’İLE GEÇİRMEK İSTİYORUM.TÜM FOTOĞRAF SEVERLERE SELAMLAR.
    Mesut Eray…Gençliğin Fotoğrafçısı-ADANA

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.