banner ad
0

Fotoğraf Dilinin Dünü ve Bugünü

Yazar: Prof. Güler Ertan

Fotoğraf, kullanılmaya başlandığı andan itibaren toplumsal eleştiri aracı olarak, toplumu düşünmeye ve yorum yapmaya yönlendirmiştir. Bunun ilk örneklerinden David Octavius Hill ve Robert Adamson’un çekmiş olduğu fotoğraflar, İskoçya’daki bir köyün balıkçılarının daha iyi bir tekne ve donanımlarını iyileştirerek güvenliklerini arttırmak için para sağlama amacını taşımaktadır. Jacob Riis'in fotoğraflarının amacı ise, toplumsal tepki uyandırmak ve değişimi sağlamaktır. Örneğin 1889 yılında New York'un göçmen konutlarında yaşanan işsizliği ve fakirliği, çektiği fotoğrafları sayesinde geniş kitlelere duyurmuştur. Böylelikle kent sağlık örgütü bu bölgede yaşam koşullarının iyileştirilmesi için harekete geçmiştir. Bunlar gibi daha pek çok örnek bulunmaktadır.

Çağdaş örneklerden biri ise, James Nachtwey “İnferno” adlı çalışmasıyla dünya kamuoyunu açlık ve savaş ile yüzleşmeye çağırmıştır. Eugene Smith, Pittsburgh fotoröportajıyla oradaki sorunları toplumun dikkatine sunmuştur. İzleyicinin fotoğraflarla kurduğu ilişki ve etkileşimden daha önemlisi fotoğrafçının kendi çektiği fotoğrafı ile ilişki ve etkileşim kurmasıdır. Bunun yanı sıra fotoğrafçı, fotoğrafı çekerken de iletmek istediği mesajı izleyiciye de yansıtması gerektiğinin bilincinde olmalıdır. Örneğin zayıflıktan ölmek üzere olan küçük kız çocuğu ile yakınındaki akbabayı çeken, Güney Afrikalı Kevin Carter, küçük kızla ilgilenmediği için toplumdan gelen eleştiriler sonucu yaşamına son vermiştir. Sosyal ve küresel sorumluluk bilincine sahip, sanat vizyonu gelişmiş fotoğrafçılar olayın doğasına müdahalenin değil olayın gerçekliğinin aktarımının daha değerli olduğunun farkındadırlar. Nitekim çektikleri fotoğraflardaki gerçeklik tüyler ürpertici boyutta olsa da etrafımızda olup bitenleri çıplak ve örtüsüz gözler önüne serdiği için topluma etkisi daha kıymetlidir. Çekmiş olduğu her bir fotoğraf karesinin sorumluluğunu taşıyarak dönemin gerçekliğini yansıtan bir fotoğraf sanatçısıdır Kevin Carter.

Fotoğrafçılar gezen, araştıran ve yaşamda ayrıntıları gören, gösteren kişilerdir. Her fotoğrafın ekonomik, politik, sanatsal ve ideolojik yönleri bulunmaktadır. Fotoğrafçı, hangi konu üzerinde çalışıyorsa, fotoğrafın alt yapı bilgisinin yanı sıra o konuyla ilgili bilgileri de araştırması gerekir.

Günümüzde ise, insanlar tüketim ekonomisinin ön planda olması nedeni ile manevi doyumu sanatsal düşünce veya sanatsal etkinlikler yerine, dinde, astrolojide, milliyetçilikte veya bunlara benzer düşünce ortamlarında arıyorlar. Halbuki sanat insanlara barış ve huzur vererek yol göstermiştir. Bu yol göstermede fotoğraf sanatının da rolü büyüktür. 21. Yüzyılda ise fotoğraf, tarihi gelişiminde hiç görülmemiş bir yaygınlığa ulaştı. Çünkü teknolojik bir buluş olan fotoğraf, teknik geliştikçe gelişir ve değişikliğe uğrar. Dijital yani sayısal teknoloji, fotoğrafik görüntünün elde edilirliğini teknik uygulama olarak kolaylaştırırken, bilgisiz ve bilinçsizce çekilen fotoğraflarda görüntü kirliliğini oluşturup giderek çekilen fotoğrafların kalitesini de düşürdü. Böylece günümüzde herkes fotoğrafçı olabilirken fotoğraf sanatçısının kıtlığı dikkat çekicidir…

Günümüzdeki sayısal devrim sadece görsel bir üretimi değil, görsel birikim üzerine yoğun bir kurumsal ve kavramsal birikimi de getirmeliydi. Fotoğraf teknolojisinin sayısal teknolojiye dönüşmesiyle doğru fotoğrafa ulaşma yöntemleri kökünden değişmemiştir. Fotoğrafın temel doğruları uygulanan yöntemler farklılık gösterse de değişmez. Analog fotoğrafta uyguladığımız karanlık oda sistemi ve düzeltmelerimizi şimdi bilgisayar ortamındaki çeşitli programlar aracılığı ile uygulamaktayız. Fotoğrafta bir düşünce olgusu ve bilgi birikimi yoksa sonuç olumlu olmaz. Fotoğrafı, fotoğraf makinesi üretmez, bilgi ve kültür üretir. Sanat tarihi, felsefe, sosyoloji, psikoloji, antropoloji gibi farklı alanların katkısı olmadan anlamlı bir fotoğraf karesi elde edilemez.

Yine günümüzde güncelliğini devam ettiren deneysel, kurgusal, kavramsal, soyut, sayısal başkalaştırma gibi anlatım biçimleri karşımıza çıkıyor. Genelde bu görüntülerin hangi kuramsal temellere, doğru bilgi çerçevesinde oluşturulduğu açıklanmayıp, estetik kurallarının da uygulanmadığı görülmektedir. Sürekli devinim, değişim halindeki internet aracılığı ile ekranları başındaki çok geniş kitlelere ulaşan görsel dilimiz fotoğrafın bilgi ve uygulamalarının, sağlıklı yorumlara gereksinimi vardır. Bilgi ve görsel paylaşımdaki kolaylık nedeniyle hayatımızda büyük yer tutan internet ortamında herkes yanlış veya doğru bilgilerini yazma özgürlüğüne sahiptir. Böyle bir ortamda bilgi karmaşası ve kaos yaşamak kaçınılmazdır. Zannediyorum bu ortamdaki bireylerin bilgi ve birikimi artıp tecrübeleri çoğaldıkça paylaşılan bilgilerin güvenilirliği de artacaktır. Çünkü kişiliği oluşmuş sanatçılar, algıları, bilgileri ve bilinçleri oranında sundukları veya sunmak istediklerini estetik ve kuramsal olarak aktarabildiklerinde sanat dediğimiz kavram oluşacaktır.

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.