banner ad
0

Full Frame Aynasız!

Yazar: Prof. Sabit Kalfagil

Önceki bir yazıda niçin refleks vizör başlığı altında, hala yapımı değişikliklerle sürdürülen SLR makinelerin çoktan terk edilmiş olması gerektiğini yazmıştım. Gerçekten de bütün üretim güçlükleri ve kullanım handikaplarına rağmen bu makinelerin 1930’larda tasarlanması çok haklı bir ihtiyaca dayanıyordu. Değişir objektiflerden her birinin verdiği görüntünün, çekim öncesinde bire bir görünmesi bir ihtiyaçtı. Bugün dijital makineler bu ihtiyacı mükemmel bir biçimde, hatta iki ayrı biçimde sağlıyor. Biri arkadaki ekranda, ikincisi elektronik vizörde görünüyor. Bu olanağı kullanan değişir objektifli makineler bir süreden beri yapılmakta. Kullanmakta olduğum Panasonic’den başka Olmypus, Sony, Nikon, Canon ve benzeri makineler mütevazı bir statüyü temsil ediyorlar. Neden böyle söylüyorum? Bunu sadece sensör boyutuna bağlayarak söylüyorum.

Bugün görüntü kalitesi açısından bir sıralama yapacak olursak birinci sıraya büyük ve orta format olanları koyarız. İkinci sıraya full frame olanlar girer, üçüncü sıraya da çarpanlı makineler. Örneğin APS-C formatı gibi… Sony hariç, sözünü ettiğim refleks olmayan değişir objektifliler ise çarpı iki katsayıları ile ancak dördüncü sırayı alırlar. Sensörü daha da küçük olanlar ise artık kompakt ailesinin üyeleridir. Sensörü iki çarpanlı olan bir makinenin sensör boyutları 13,5x18mm’dir. İki optik kullanarak böyle bir makine ile 28mm’den 400mm’ye kadar tüm odakları kullanabiliyorum. Sonuçları bilgisayar ekranında işlerken yüzde yüz büyütme halinde aldığım görsel izlenim çok önceleri kullandığım 1.5 çarpanlı makineninkinden hiç de aşağı değil. Bu makinenin iki objektifi ile içinde bulunduğu çantanın ağırlığı yaklaşık 1 kğ kadar. Bu artık taşıyamadığım Canon EOS 5D’nin çantası ile kıyaslanamaz. Bu yeni yöntemin makinelerin ve objektiflerin yapımının ne denli rasyonel hale geldiğini gösteriyor.

Full Frame Aynasız!

Şu anda beklentim bu çizgideki üretimin full frame makinelere yönelmesidir. Yapılacak makinelerin mevcut SLR makine ve objektiflerinin yarı ağırlığında olacağı kesindir. Ayrıca bu makineler için yapılacak simetrik geniş açıların bugün SLR için yapılmış retrofokus geniş açılara göre hem çok daha hafif hem de optik performansının daha iyi düzeyde olacağından eminim. Bu beklentim yüzünden yeni ürünleri uzağından da olsa izliyorum. Şu ana kadar görebildiklerim ancak APS-C boyutunda bir sensör düzeyine gelmiş bulunuyor. Bunun çarpı iki katsayılı olanlara göre daha elverişli olduğu görülüyor. Ne varki bu makineler gerek panorama yapımı gerekse çoklu çekimden en iyisini seçme ya da HDR benzeri olanakları sunuyor olması ile son derece olumludur. Ama konu objektif gamına gelince özellikle geniş açı aralıklı zoom optiklerin eksikliği hemen göze çarpıyor. Bunun nedenini anlamak zor değil. Bu firmalar aynı zamanda SLR üretimini de sürdüren firmalardır. Dolayısıyla onlara rakip olacak bir gelişimi bizzat yaratmaları beklenemez. Hatta bunların arasında en prestijli olan bir tanesi sensör boyutunu hala bilerek ve isteyerek çok küçük tutmakta ısrar ediyor.

Bu gelişimi bilerek frenlemenin ya da en hafif deyimi ile gelişimi yavaşlatmanın mantığını anlamak güç değil. Her yıl model üstüne model üreten SLR fabrikaları bunları tezgahları için ciddi yatırım yapıyorlar. Yatırımların ekonomik ömrünü doldurması her birinden yeterince satış yapılmasına bağlı. Ama öte yandan her yıl bunlara yeni modeller eklendiği için bu gidişi durdurmak mümkün değil. Dolayısıyla firmaların kaygısı sanıldığı gibi sadece mevcut teknolojik gelişmeyi yakalamak değil her ürün için piyasadan sağlanabilecek rantı sonuna kadar almaktır. Aslında bu durum ciddi gelişmeleri yavaşlamak ve tüketiciyi her yıl eklenen ıvır zıvırla meşgul etmek anlamına geliyor. Dolayısıyla SLR piyasasının talepleri dibe vurmadıkça benim beklediğim ürünler ele alınmayacaktır. Ta ki mevcut tezgahların ekonomik ömrü doluncaya kadar… Oysa elimizdeki makinelerin ekonomik ömrünün dolmasına kimse aldırmıyor ve onlar henüz 6 aylıkken bile bize yenileri satılmaya çalışılıyor.

Dijital Film

Dijital makinelerin ilk yıllarında bir mucit Photokina’da mevcut film çeken makineleri dijitale dönüştürecek bir çözüm üretmişti. Film kasedi biçimindeki bir komponent film yuvasına konuyor, bunun uzantısı olan sensörde görüntü çerçevesine oturuyordu. Üretici bununla uyumlu bir de arka kapak yapmıştı. Sadece arka kapağı değiştirerek mevcut makinenizi dijitale dönüştürebilecektiniz. Bugünkü ürünlere göre daha ilkel olsa da bu çözüm mevcut makinelerin çöpe dönüşmesini önleyecek, ekonomik ömrünü tamamlamasına yarayacaktı. Bu yüzden belki yeni dijitaller bir süre gecikecek ama evrimini laboratuar koşullarında tamamlayacaktı. Piyasaya daha noksansız olarak çıkacaktı. Piyasa bu adamın ürününü birkaç sene içerisinde yok etti, unutturdu. Neden? Sadece tüketiciye yeni makineler satabilmek için… Eldeki mevcut makinelerin ekonomik ömrünü doldurmasına izin verilmedi. Görülüyor ki üreticinin tezgahlarının ekonomik ömrünü düşündüğü kadar tüketicinin çıkarı düşünülmüyor ve üretimin çıkarı uğruna ciddi gelişmeler ertelenebiliyor.

Bir diğer beklentim, dijital sensörün özellikle geniş açı çekimlerde neden olduğu kenar ve köşelerdeki distorsiyon, renkseme ve köşe kararmalarını giderebilecek içbükey bir sensörün kullanıma girmesidir. Küre kapağı biçimindeki böyle bir sensör doğal olarak ona göre tasarlanmış yeni optikler gerektirecektir. Eğer bu sensör makine gövdesine bağlı ve bir kez üretiliyorsa üretilecek optiklere bu sensörün görüntü alanı veri olarak girilecek ve optik çözümleme yani mercek tasarımı ona göre yapılacaktır. Yok, eğer Ricoh firmasının bir ürününde olduğu gibi sensör objektifle bir bütün olup makine gövdesine birlikte takılacaksa o takdirde her objektif için üretilen sensör farklı eğrilikte olacak, bu ise objektifin çözümünü basitleştirecektir. Burada dikkate alınacak husus, her objektif için sensörün artı maliyeti ile objektifte sağlanacak ciddi ekonominin karşılaştırması olur. Daha şimdiden Ricoh’un mütevazı makinesinde böyle bir avantaj olmaksızın bile sadece sensör tozlanmasını gidermek amacı ile bu artı maliyet kabullenebiliyorsa benim beklentim için bu mümkün demektir. Böyle bir yola girmek ilk ağızda yeni objektifler yapımının külfetini akla getirebilir. Ama düşününüz ki böyle bir kaygı eski dönemlerin alışkanlığına göredir. Halbuki bugün yapılan her makine ile uyumlu mutlaka yeni objektifler piyasaya sürülüyor. Hatta aynı makinenin yeni modelleri için bile öyle bir yazılım yapılıyor ki bir önceki modelin çok başarılı optikleri kullanılamaz olsunda yeni objektifler satılabilsin. Dolayısıyla bizim ilk ağızda duyduğumuz yeni objektifler gerekecek korkumuz yersizdir. Bu üreticilerin arayıpta bulamadıkları bir olanaktır. Ama devrim sayılabilecek bu gibi gelişmeler için acele edilmeyecektir. Üreticiler her türden teknolojik yeniliği bize taksit taksit ve damlalıkla verecekler.

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.