banner ad
0

Genetiği Bozulmuş İmgeler

Yazı ve Fotoğraflar: Ali Alışır

Modern dünyanın çelişkiler ve farklılıklar üzerine kurulu yapısı bugün çökmektedir. Kötülük iyi olmadan, doğru olan yanlış olmadan, dişi erkeğe (ya da tersine) ihtiyaç duymadan ve iktidar muhalefetin karşıt gücü olmadan da varlığını sürdürmektedir. Bir zamanlar gerçekten fotoğrafı oluşturduğu düşünülen imgenin başına gelen talihsiz durumda bunun bir benzeridir. Artık imge de oluşmak için gerçekliğe ihtiyaç duymamaktadır. Işığın var olabilmesi için artık karanlığa ihtiyacı olmadığı gibi, fotoğrafın oluşması için gerçek bir nesneye ya da konuya gerek kalmamıştır. Her şey dijital ortamda tekrar üretilmekte ve gerçekliğin yerini almaktadır. Bu çağ sanal imgelerin hakim olduğu bir çağ olmaya başlamıştır. İmgeler artık yoktan var edilmektedirler.

* Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıklayın.

Eskiden bir andan bahsederken fotoğrafın çekme eylemi, özne ve nesnenin saniyelik yok olma anına fiziki olarak tanıklık etmekti. Bugün ise sayısal processing ile olmayan bir imgenin yeniden yaratılışına tanıklık etmek durumunda kalıyoruz. (Zorunda kalıyoruz diyorum çünkü imge doğası itibariyle -doğal yaratılışın- özne ve nesne arasındaki gizemli aurasıdır ve suni olarak yaratılması onun artık bir imge olmadığını gösterir). Dolayısıyla fotoğrafın imgesinin “birşey”lerin simgesi haline gelmesi, sonradan görebilmemize ve keşfedilecek bir duyguya görüntülerde yer kalmaması anlamına gelmektedir. Yeniden üretilen bu dijital -sentetik- imgeler artık kendileri değildir.

Peki, imgenin yok olması ne anlama gelmektedir? İmgesi yok olan fotoğraf yaşadığımız hayatın gerçekliğinde nasıl bir konuma sahiptir? Öncelikle şu tespiti yapmak gereklidir: bugün neredeyse bütün hayatımızı ve etrafımızdaki güncel olayları yönlendiren dijital medya ve onun sistemleri olmaya başlamıştır. Cep telefonları, e-mail’ler, sosyal iletişim ağları artık hepimizin ayrılmaz bir parçasıdır. (Bu değişik ve karmaşık ağ sistemleri bireyin içinde kaybolduğu sınırsız zihinsel bir sisteme benzetilebilir) Bir mekana giren birey artık sadece dört duvar ile sınırlı değildir. Haber akışlarını ve dünyada olup bitenleri an ve an takip eden bireyler her yerde bu dijital imgelerin kuşatımı altında yaşamaya başlamıştır. Dijital dünyanın etkisi altında yaşayan birey bu sistemler ile beslenmeye başlamıştır.

Bu dijital besin zincirleri tıpkı vücudumuzdaki organların çalışma sistemi gibi çalışmaktadır. Zihin, gelmekte olan haberi, iletiyi izlemekte, çok hızlı bir şekilde sindirmekte ve onu tüketmektedir. Nasıl vücutta besin zinciri bozulmuş ya da genetiği ile oynanmış bir gıda zaman içinde vücuda saldırmaya başlıyor ve onu yok ediyorsa, imge dizilişleri bozulmuş (yada yok edilmiş) dijital teknolojide zihinde aynı etkiyi yaratmaktadır. Eskiden gerçek ve sahte olayları birbirinden ayırt ederken özne ve nesnelerin birbiriyle olan ilişkilerine dair bir kanıt söz konusuydu. Bunlar da negatif şeritlerle kanıtlanabilirdi. Oysa günümüzde bunların yerini devrelerin ve entegrelerin alması olmayan görüntülerin ve haberlerin yoktan var edilmesini olanaklı hale getirmiştir. Kısaca gerçekliğe referans yapan bir şey ortadan kalktığında insan zihni birçok yabancı saldırıya açık bir konuma gelmiştir.

* Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıklayın.

Yazılı ve görsel basının dikkat çekmek için kullandığı manipüle edilmiş haber başlıkları, aslı ve içeriği birbirinden kopartılmış metinleri ve görselleri (hatta savaş görüntüleri üzerinde oynanmış sahte görselleri) adeta dizilişleri bozulmuş genlere benzemektedir. Sürekli dolaşımda olan bu haber ve görseller (gerçeklik) zamanla zihinde abartılı boyutlara ulaşmakta ve bir süre sonra da kendi kendini yok etmeye başlamaktadır. Bu süreç günümüzde o kadar hızlıdır ki algılama ile unutma nerdeyse aynı anda gerçekleşmektedir. Kavrama yeteneği nerdeyse devre dışı bırakılmıştır. İşte tam olarak bu süreç içinde toplumu oluşturan siyasi kutupların, ideolojilerin ve kişisel değerlerin  çözülmeye başladığı söylenebilir. (Ama ne ironiktir ki, çözülüp giden bütün bu değerler, bugün sanal olarak  varlıklarını sürdürmektedir) Gerçeklikle bağı kopan bütün bu ideolojiler, siyasi kutuplar ve  hatta sanat düşüncesi bile geçmişin bir yansıması olarak varolmaya devam etmektedirler.

Belki de bugün en büyük tehlike, düşüncelerin (siyasi kutupların ve ideolojilerin) gerçekten var olup (devrimsel ve diktatör nitelikleriyle) güç iddia etmesi değildir. Asıl tehlike yaşadığımız çağda kaybolup giden düşüncelerin hala var olmayı sürdürme iddialarıdır.

Bu çok ciddi bir iddiadır çünkü artık demokratik illüzyonlar, gerçek demokrasilerden; siber ve sanal saldıralar gerçek savaşlardan daha tehlikeli bir konuma taşınmışlardır. (bütün finans, sosyal ve güvenlik ağlarının birbiriyle olan ilişkileri bu düşünceyi güçlendirmektedir) Yanılsama bir zamanlar İllüzyondan ibaretken bugün gerçek olandan daha tehlikeli bir olguya dönüşmüştür. Bu iddia, tıpkı çok kısa bir zaman önce fotoğrafı oluşturan imgenin başına gelen o talihsiz durumu hatırlatmaktadır. Saf gerçekliği elinden alınan imge bugün nasıl bir silaha dönüştürüldüyse sanal bir küresel gücün egemenliği altındaki kaybolmuş politik ve siyasi düşünceler ve eylemlerde bugün aynı yöntemle bir tehdide dönüştürülmektedir.

Yaşadığımız bu yüzyılda gerçekten kaybolup giden bir şeyle savaşılabilinir mi? Bu dijital ve kodlanmış hayatta hala özel bir yaşam ve irade gücümüz olduğunu ve bunun bir şeyleri değiştirebileceği düşüncesine olan inancı taşıyabilir miyiz? Ve hala fotoğraf o gizemli aurası (imgesi) olmadan da  bizi sınırsız düşünce evrenine taşıyabilir mi? bu bugün bir sorundur.

Konunun başına dönersek bugün sanat da, tarih de, ekonomi de, ideolojik düşünceler de kendinden geçmiş ve varoluş anlamlarını kaybetmiş durumdadırlar. Sahte olan gerçeğin tüm gücüne kavuşmuşken, herkesin her gelişmeden   haberi olup hiçbir şey yapmadığı bir gösteride, seyredilen gösterinin hem oyuncusu hem de seyircisi haline geldiği söylenebilir.

Fotoğrafın kaybettiği imgesi misali bizlerde bugün doğal olanın büyü ve gizemini kaybetmekteyiz. Bu yeni yüzyılda ise geçerli olan saydamlık ve şeffaflığın egemenliği altında, tıpkı dijital fotoğraf gibi hepimizin hayatları birer efekte dönüşmektedir

www.alialisir.com

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.