banner ad
1

Kağıdı Çöpe Dönüştürmek

Yazar: Prof. Sabit Kalfagil

Ara­ba­nız­la bir ka­ya­ya çarp­sa­nız ha­sa­rı­nı­zı ken­di­niz öder­si­niz. Ama yi­ne de sav­cı­lık si­ze ka­mu da­va­sı aça­bi­lir. Mil­li ser­ve­te za­rar ver­di­niz di­ye… Öte yan­dan ken­di­ni­zi öl­dür­me­niz bi­le yasaklan­mış­tır. Öz be öz ken­di be­de­ni­niz bi­le ka­mu­nun sa­yı­lır. Bir tür mil­li ser­vet gi­bi…

Jü­ri üye­si ol­du­ğum ya­rış­ma­la­ra ge­len fo­toğ­raf­la­rın ya­rı­dan faz­la­sı ne­re­dey­se ilk ba­kış­ta bi­rin­ci tur­da elen­mek­te­dir. Pe­ki, gön­de­ren­ler bu­nu tah­min ede­mez­ler mi? Her­hal­de amaç­la­rı bun­lar­la ülke­nin çöp­lü­ğü­ne kat­kı­da bu­lun­mak de­ğil­dir. Pe­ki, ne­dir bu­na se­bep? Bu­ra­da ek­sik olan yarışma­cı­nın jü­ri­ye say­gı­sı mı­dır? Yok­sa faz­la olan ki­şi­nin şiş­kin ego­su mu? Bel­ki her iki­si­nin de pa­yı var ama asıl önem­li olan bu iki ola­sı­lı­ğı ha­re­ke­te ge­çi­ren or­tak bir so­ru var: “Ki­me göre?” gü­nü­müz­de çok kul­la­nı­lan ve san­ki öz­gür dü­şün­ce­nin anah­ta­rı gi­bi gö­rü­nen bu so­ru­ya bayılıyorum. Sa­nır­sı­nız, yu­ka­rı­da­ki sap­ta­ma sa­de­ce be­nim ki­şi­sel gö­rü­şüm­dür de bir baş­ka­sı ya da baş­ka­la­rı he­men göz­den çı­ka­rı­lıp ele­nen bu iş­le­ri baş ta­cı ede­bi­lir. Pe­ki, ben jü­ri­ler­de hep ay­nı kişi­ler­le mi bu­lu­nu­yo­rum? Bu bi­zim hiç de­ğiş­me­yen eki­bi­mi­zin or­tak yar­gı­sı mı­dır? Ben jürilerde fo­toğ­raf gö­rüş­le­ri ta­ban ta­ba­na zıt ki­şi­ler­le bu­lun­dum. Bazı fotoğraflar ele­nir­ken kim­se­nin kal­sın de­di­ği­ni duy­ma­dım. Tam ter­si­ne fi­na­le doğ­ru ödül gru­bu­na yak­la­şır­ken bu zıt gö­rüş­lü üye­le­rin aynı fo­toğ­ra­fa oy ver­dik­le­ri­ni gör­düm.

Bu­nun adı pay­la­şı­lan te­mel or­tak de­ğer­ler­dir, or­tak sağ­du­yu­dur, be­ğe­ni­dir. Di­ye­cek­si­niz ki fotoğra­fın to­pu to­pu bir bu­çuk yüz­yıl­lık bir geç­mi­şi var. Üs­te­lik de­ği­şik fi­kir­ler­le çal­ka­la­nan dünya­mız­da, dün ak de­di­ği­ne bu­gün ka­ra di­yen bir mo­da ale­mi­nin ya­nı ba­şın­da bu or­tak be­ğe­ni de­di­ği­miz şey na­sıl olu­şa­bi­lir? Yok­sa bu bir te­men­ni­den iba­ret mi­dir?

Ba­zı in­san­la­rın mo­da­ya da mar­ka­la­ra da ih­ti­yaç duy­duk­la­rı­nı hat­ta bun­la­rı yü­celt­tik­le­ri­ni görüyorum. İn­san nes­li yak­la­şık bir iki mil­yon yıl­dır bu ge­ze­gen­de ya­şı­yor. Bu­nun yüz­de dok­sa­nı gi­bi bir sü­re­de sa­de­ce ya­şa­ma sa­va­şı ver­di, göz­lem yap­tı, de­ne­yim ka­zan­dı. Mil­yon­la ifa­de edi­len bu de­ne­yim­le­ri­nin gen­le­re iş­le­me­si için ye­ter­li­dir. İn­sa­noğ­lu an­cak bun­dan son­ra, (yak­la­şık el­li bin yıl ön­ce) ma­ğa­ra du­var­la­rı­na gör­dük­le­ri­ni çiz­me­ye baş­la­dı. Bun­la­rın önem­li bir kıs­mı ol­duk­ça geliş­miş bir göz­lem gü­cü­nü yan­sıt­mak­ta­dır. O gün­den bu gü­ne ka­dar re­sim ya­pı­yor. Öte­ki sanatlar­da da ürün ve­ri­yor. An­cak sa­de­ce yüz el­li yıl­lık geç­mi­şi olan fo­toğ­ra­fa ege­men olan değerler yüz el­li yıl­lık bir bi­ri­ki­min de­ğil mil­yon yıl­lık bir bi­ri­ki­min ürü­nü­dür.

Bu­nun ya­nın­da ge­rek sa­nat­ta, ge­rek mo­da­da otuz kırk yıl­lık ara­lar­la sü­rüp gi­den akım­la­rın, dalgalan­ma­la­rın gen­le­ri­miz­de iz bı­rak­ma­dı­ğı bel­li­dir. Bu­na kar­şı­lık gen­le­ri­mi­ze iş­le­miş mil­yon yıl­lık ka­za­nım­lar in­san­lı­ğın or­tak mi­ra­sı ha­li­ne gel­miş­tir. Ki­şi­den ki­şi­ye ulus­tan ulu­sa ufak değişik­lik­ler gös­te­ren bu in­san­lık mi­ra­sı gü­ze­lin ve doğ­ru­nun bu­lun­ma­sın­da hiç de­ğil­se te­mel­de biz­le­ri bir­leş­tir­mek­te­dir. Bu he­sa­ba gö­re or­tak sağ­du­yu­dan or­tak bil­gi ve be­ğe­ni­den pay al­mış kişile­rin, baş­ka­la­rı­nın gü­dü­len­dir­me­si­ne, mo­da­ya ve mar­ka­ya ih­ti­yaç­la­rı yok­tur. Bu­nu söy­ler­ken in­san ya­pı­sın­da­ki de­ği­şik­lik ara­yı­şı­nı ih­mal edi­yor de­ği­lim. Sa­nat Ta­ri­hi bo­yun­ca bir­bi­ri­ni iz­le­yen kar­şıt akım­lar hep bu ara­yı­şın so­nu­cu­dur. Ama kar­şıt akım­lar­la üre­til­miş bü­tün eser­le­rin ka­lı­cı olan­la­rın­da kar­şıt­lı­ğın sa­de­ce ide­olo­jik çı­kış nok­ta­sın­da ol­du­ğu, gör­sel ka­li­te­nin bü­yük kit­le­ler­ce pay­la­şıl­dı­ğı gö­rü­lür. Öte yan­dan in­san ya­ra­dı­lı­şı­nı, psi­ko­lo­jik ya­pı­sın­da­ki fark­lı­lı­ğı ve yetersizlikle­ri­ni de ih­mal et­mez­sek bel­li bir azın­lık için bu ko­nu­lar­da bir yol gös­te­ri­ci ih­ti­ya­cı­nın var­lı­ğın­dan söz edi­le­bi­lir. Bu in­san­lar için mo­da­lar, mar­ka­lar vaz­ge­çil­mez­dir. Bu gi­bi in­san­la­rın mar­ka­sı sö­kül­müş ka­li­te­li bir ürü­nü ta­nı­ma­la­rı bek­le­ne­mez.

Fo­toğ­raf gi­bi eko­no­mi için­de ya­ba­na atıl­ma­ya­cak pa­yı olan bir et­kin­li­ğin tü­ke­tim yö­nün­de pompalan­ma­sı tü­ke­tim po­li­ti­ka­la­rı­nın bir ih­ti­ya­cı­dır. Bu­nun sağ­la­na­bil­me­si için ki­şi­le­ri bel­li akıl­cı öl­çü­ler­le sı­nır­la­ma ye­ri­ne tam ter­si­ne ye­te­nek­li, ye­te­nek­siz her­ke­sin ken­di­ni özel (!) his­set­me­si­ni sağ­la­mak ve bu özel ki­şi­le­rin çok özel ve çok kut­sal iç dün­ya­la­rı­nı dı­şa vur­ma­la­rı­nı teş­vik et­mek baş­ka­la­rı­nı hiç il­gi­len­dir­me­se de dı­şa vu­ru­lan bu öz­gün ifa­de­le­re an­lam bul­mak ve yü­celt­mek zor de­ğil­dir. Bu çok öz­gün iş­le­ri yo­rum­la­yıp vaf­tiz ede­cek hat­ta kut­sa­ya­cak bi­ri­le­ri­ni bu­lup görevlendir­mek hat­ta ya­rat­mak tü­ke­tim eko­no­mi­si­nin ya­pa­ma­ya­ca­ğı bir şey de­ğil­dir. Ya­şa­dı­ğı­mız gün­le­rin gi­di­şi tas­ta­mam bu se­nar­yo­ya gö­re­dir.

Öte yan­dan ka­li­te­nin ye­ri­ni mar­ka­la­rın al­dı­ğı, per­for­man­sın ka­li­tey­le de­ğil mik­tar­la ölçütlüğü günler ya­şı­yo­ruz. Es­naf kah­ve­sin­de ve­re­si­ye gö­tü­rü­len her çay için du­va­ra atı­lan çi­zik mi­sa­li (bu­na çe­te­le de­nir) gü­nü­müz­de sa­nat­çı­nın si­ci­li kaç adet et­kin­li­ğe bu­laş­tı­ğıy­la öl­çü­lür ol­du.

Bu kay­gı ile yıl için­de ge­rek­li ge­rek­siz bir ta­kım pro­je baş­lık­la­rı al­tın­da abur cu­bur fo­toğ­raf­lar üretip, hat­ta bu­nu ekip ça­lış­ma­sı ha­li­ne ge­ti­rip her­ke­sin et­kin­lik say­fa­sı­na bi­rer sa­tır da­ha ekleyerek tek bir iş­le çe­te­le­ye da­ha çok çi­zik atı­la­bi­li­yor. Ay­rı­ca böy­le­si ko­lek­tif bir işi, ki­ta­ba dönüş­tür­mek için spon­sor bul­ma şan­sı da art­mış olu­yor. Spon­sor ola­cak fir­ma­nın or­ta­ya çı­ka­cak so­nu­cun ka­li­te­si ile il­gi­li kay­gı­sı ikin­ci de­re­ce­de­dir. Za­ten bu ko­nu­da ti­tiz dav­ran­sa­lar bi­le günümüz ku­ram­cı­la­rı­nın ya­rat­tı­ğı ka­fa ka­rı­şık­lı­ğı or­ta­mın­da ne­yin doğ­ru, ne­yin ka­li­te­li ol­du­ğu iyice ka­rış­mış bu­lu­nu­yor. Bu bu­la­nık su­da ba­lık av­la­ya­bil­mek için sa­nat­sal ni­te­lik­ten çok cer­ze­be ve sa­tı­cı ni­te­lik­le­ri­ne ih­ti­yaç var­dır. Esa­sen spon­sor fir­ma­lar ver­dik­le­ri bu des­te­ği ver­gi­den düşerek bel­li öl­çü­de te­la­fi et­tik­le­ri için ve­ri­le­bi­le­cek yan­lış ka­rar­la­rın so­nu­cu çok da faz­la can acıtı­cı ol­ma­ya­cak­tır.

Bir va­kit­ler bu ola­nak­lar yok­ken “ser­gi­ler açı­lır ka­pa­nır sa­man ale­vi gi­bi iz bı­rak­maz” di­ye, ister­dik ki, her ser­gi­mi­zin ka­ta­lo­ğu ol­sun. Bir sü­re­dir bu di­le­ği­miz ger­çek­leş­miş bu­lu­nu­yor. Açı­lan bü­tün ser­gi­le­rin ka­ta­lo­gu ba­na ulaş­maz, bu­na kar­şın evim­de ko­li­ler do­lu­su ka­ta­log bi­rik­ti. Ara­da bir bak­tı­ğım­da “Keş­ke bir kıs­mı hiç de ka­lı­cı ol­ma­sa idi” di­yo­rum. Ay­rı­ca bun­la­ra, ser­gi­den son­ra kaç kez bak­tı­ğı­mı he­sa­ba ka­tın­ca ge­rek­siz ol­duk­la­rı­nı dü­şü­nür ol­dum. Bi­ri­si ba­na de­se ki, “Kuryenin özen­le ge­ti­rip im­za kar­şı­lı­ğı ve kim­lik kon­tro­lü ile tes­lim et­ti­ği ba­zı şir­ket dergile­ri­ni de, zarf­la­rı­nı aç­ma­dan içe­ri­ği­ni gör­me­den çö­pe atı­yor­sun. Bu­na ne de­me­li?” Yok, ba­zı­la­rı­nı açıyorum. Çün­kü şef­faf po­şet­le­ri işe ya­rı­yor. Ama da­ha ön­ce hep­si­ni oku­yup de­ne­di­ğim için içe­rik­le­ri­ni bi­li­yo­rum. Kâ­ğı­dın çö­pe dö­nüş­tü­rül­dü­ğü esas ürün­ler bun­lar­dır. Asıl bü­yük üre­tim rek­lam sek­tö­rün­den ge­li­yor. Pos­ta ku­tu­la­rı­na atı­lan el ilan­la­rı bir ya­na, oku­du­ğu­muz dergile­rin say­fa­la­rı­nın ya­rı­dan faz­la­sı ağır­lık­la­rı ne­re­de ise ki­lo­ya ula­şan ba­zı ga­ze­te­le­rin okunmayan yüz­de dok­san beş­lik bö­lü­mü çöp­tür. Ül­ke­nin dö­vi­zi ile it­hal edi­len ton­lar­ca kâ­ğıt, mürek­kep, in­san eme­ği ve ile­ri tek­no­lo­ji ürü­nü ma­ki­ne­le­rin amor­tis­man­la­rı çö­pe git­mek­te­dir.

Prob­le­min göv­de­si­ni oluş­tu­ran asıl bü­yük pa­ran­te­zi ka­pa­tıp ko­nu­mu­za dö­ner­sek, bi­zim fo­toğ­raf ka­ta­log­la­rı de­ve­de ku­lak ka­lır. Ama yi­ne de her­ke­sin ken­di ka­pı­sı­nın önü­nü sü­pür­me­si iyi olur. Bun­la­rın ya­nı sı­ra ne­re­de ise ya­rım yüz­yıl­dır ek­sik­siz bi­rik­tir­di­ğim ve bir da­ha da açıp bakmadığım der­gi ko­lek­si­yon­la­rın sa­de­ce, bir kez ba­kıp bir da­ha yü­zü­ne bak­ma­dı­ğım fo­toğ­raf albüm­le­ri­ni ne­den sak­la­dı­ğı­mı ve bun­la­ra ne­den tür­be­dar­lık et­ti­ği­mi bil­mi­yo­rum.

Bun­lar­sız ha­ya­tı­mı­zın ne den­li sa­de ve arın­mış ola­bi­le­ce­ği­ni dü­şü­nüp du­ru­yo­rum. Sık kul­la­nı­lan ba­şu­cu ki­tap­la­rı­mı say­maz­sak ger­çek­ten çok be­ğen­di­ğim ama sa­tın al­dık­tan son­ra sa­de­ce bir­kaç kez bak­tı­ğım al­büm­le­rin bi­le kü­tüp­ha­ne­de iş­gal et­tik­le­ri ye­ri hak et­tik­le­rin­den kuş­kum var. Ne­den bi­zim ko­lek­tif kü­tüp­ha­ne kül­tü­rü­müz bu den­li ih­mal edil­miş­tir? Gün­de­lik kul­la­nım dı­şın­da­ki tüm ih­ti­yaç­la­rı­mı­zı ko­lek­tif bir yön­tem­le kar­şı­la­mak ne ka­dar akıl­cı olur­du. Bel­ki şim­di bir mik­tar kali­te kay­bı ile bu ih­ti­ya­cı in­ter­net­ten kar­şı­la­mak müm­kün ola­cak. Ama ger­çek­ten gü­nün yük­sek tek­no­lo­ji­si­ni ge­rek­ti­ren, ka­lı­cı ola­ca­ğı­na inan­dı­ğı­mız, de­ğer­li gö­rün­tü­le­rin bü­yük boy bas­kı­la­rı­nın ve al­büm­le­ri­nin ya­pıl­ma­sın­da ya­rar var­dır. “Pe­ki bu­na kim ka­rar ve­re­cek?” de­me­yi­niz. Bu­gün böy­le bir ka­rar or­ga­nı bu­lun­ma­dı­ğı­na ve her­kes ken­di ka­ra­rı­nı ken­di ver­di­ği­ne gö­re eğer bu konuda gü­ve­ni­lir bi­ri­le­ri­ne da­nı­şıl­ma­ya­cak­sa tek ya­pı­la­cak şey ön­ce ken­di­mi­zi ge­liş­tir­mek, duygu­sal­lı­ğı­mı­zı tör­pü­le­mek ego­mu­zun şi­şi­ni in­dir­mek ve fo­toğ­raf­la­rı­mı­za çe­kil­dik­ten en er­ken al­tı ay son­ra ve anı­la­rı­nız si­lin­dik­ten son­ra bak­mak­tır. An­cak o va­kit on­la­ra kar­şı kom­şu­nun fotoğraf­la­rı­na ba­kar gi­bi ta­raf­sız ola­bi­lir­si­niz.

Bu tür al­büm­le­rin ger­çek­leş­me­sin­de spon­sor fir­ma­la­rın des­te­ği zi­yan edil­me­me­si ge­re­ken bir katkı­dır. Çün­kü Tür­ki­ye ko­şul­la­rı böy­le bir des­tek alın­ma­dan bu tür ki­tap­la­rın ger­çek­leş­me­si­ne ve ken­di gi­der­le­ri­ni kar­şı­lan­ma­sı­na el­ver­mi­yor. Do­la­yı­sıy­la bu ola­na­ğın bo­şa har­can­ma­ma­sı ge­re­kir. Spon­sor fir­ma­lar bu des­te­ğin, han­gi ni­te­lik­te bir ürü­ne de­ğil de da­ha çok ki­me ve­ril­di­ği ile ilgileniyor ola­bi­lir­ler. Bu so­rum­lu­lu­ğun tü­mü on­la­ra ait de­ğil­dir.

Biz fo­toğ­raf dün­ya­sı­nın üye­le­ri ola­rak bu pro­je­le­rin içe­ri­ği­ne ba­kın­ca ba­sıl­ma­ya de­ğer olup olmadı­ğı­nı ayırt ede­bi­le­cek bi­ri­ki­me sa­hi­biz. Ye­ter ki ama­cı­mız ka­li­te­ye ulaş­mak ol­sun, ye­ter ki ye­te­rin­ce dü­rüst ola­lım.

Yorumlar (1)

Trackback URL | Comments RSS Feed

  1. Öykü diyor ki:

    Yazıda ” İn­san nes­li yak­la­şık bir iki mil­yon yıl­dır bu ge­ze­gen­de ya­şı­yor. ” şeklinde bir cümle geçiyor. Ancak insanın oluşumu yaklaşık 200.000 yıl önceye dayanıyor. Konu ile çok fazla ilgisi olmasa da paylaşma ihtiyacı hissettim.

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.