banner ad
0

Malezya Mabul Adası “Cennet ve Karşıtı”

Yazı ve Fotoğraflar: Recep Dönmez

Hindistan Cevizi ağaçları yapraklarını denizin sularında serinletirken beyaza çalan mercan kumlarının serinlikleri, ağaçların gölgelerinde bizi yatıp tembellik yapmaya tahrik ediyordu. Denizin nereden geldiği belli olmayan çok hafif dalgalarının kumlarla kavuşmasındaki tatlı mırıltılar ve ağaçların geniş yapraklarının fısıltıları tembelliğe çağrının suç ortaklığını yapıyorlardı.

Ekvator çizgisinden 5 derece enlem yukarısındaki Celebrated Denizi’nin içindeki yürüyerek 30 dakikada tüm çevresini dolaşabileceğiniz Mabul Adası’nın gün batımına yakın atmosferi böyleydi. Nemli mercan kumları, geniş yapraklı Hindistan cevizi ağaçları, şezlonglar, tembelce yatan turistler, serin içecek ve tebessüm dağıtan personel. Her şey tıpkı Hollywood filmlerindeki gibiydi. Ama bu görüntü ancak bir fotoğraf makinesinin ya da bir video kamerasının soyutlayıcı kadrajlarında kesintisiz bir görüntü olabilirdi, tıpkı çevreye ve yaşama duyarsız turistlerin kalbindeki kadrajlar gibi.
Okyanusun kenarındaki minicik bu mercan adasının üç mükemmel tesisinin tel örgüleri ile çevrelenmiş alanın dışındaki hayat ise bambaşka idi. Bizlerin algılayabildiği yaşamın dışında sanki başka bir dünyanın yaşamı. O güzelim ağaçların gölgelikleri altında nemli mercan kumlarının üzerinde başka, bambaşka bir yaşam hüküm sürmekteydi. Ağaç ve tenekelerden yapılmış, banyo ve tuvaleti olmayan basit barakalar, bunlarda yaşamlarını sürdüren güler yüzlü insanlar. Ki bu insanlar basit bir bezi kendilerine giyim yapmışlar, ama çocuklarına bu giysiyi de uygun görmemişler.

Çocuklar, dünya güzeli çıplak çocuklar; yüreklerinde gelecekle ilgili hiçbir kaygı duymadan bazen basit bir sopanın, bazen bir topun peşinde çığlıkları ile ortalığı sarmalayarak kumda ya da suda neşe içinde oyunlarına devam ediyorlardı. 
Yetişkinler ise içine 2 kişinin ancak sığabildiği tekneleri ile yaşamlarını sürdürmek için sabahın gün doğumundan önce birkaç balık tutabilmek ve onları bu üç tesise satmak umudu içerisinde okyanusun enginlerine ve yazgılarına kürek sallayıp gözden kayboluyorlardı. Gökyüzünde dimdik asılı güneşin eşliğinde bazen azgın dalgaların bazen kovadan boşanan yağmurun eşliğinde, güneş ufukta kızıl bulutların ardında batıncaya dek, bir iki balık tutabilmek umudu içerisinde, küçücük kayıkta bembeyaz dişleri ile sımsıcak gülümseyen yanık tenli zayıf mı zayıf insanlar.

Dünyanın en güzel dalış bölgelerinden birindeki 5 yıldızlı tesisin müşterileri, gecenin sessizliğinde, denizin üzerindeki tesislerde açık büfe akşam yemeklerini huzur içinde ve seçkin lezzetler eşliğinde yerken o günkü dalışlarını konuşuyorlar hararetle. Deniz atları, elli kiloluk orfozlar, binlerce bireyden oluşan akya ve baraküda sürüleri, dipte tembel tembel yatan beyaz yüzgeçli köpek balıkları, hiç bir kimseyi umursamayan kaplumbağalar, porselen yengeçleri, içinden dışarısının göründüğü şeffaf karidesler, ağzını karideslere temizleten dev mürenler,  büyük bir yüreklilikle içinde yaşadığı anemonları dalıcılara karşı koruyan yiğit anemon balıkları ve daha niceleri bu sohbetlerin konuları oluyor. O gün sualtında çekilen fotoğraflar ise tanıklık ediyor bu sohbetlere.

Gecenin sessizliğinde çocuklar, dünya güzeli çocuklar, cılız sokak lambaları altında basit sopaları ile oynuyorlar neşe içinde. Sabah gün doğmadan tekrar küreklere asılıp okyanusun enginliklerine ve yazgılarına doğru kaybolacak yanık tenli büyükler köyün birkaç televizyonu çevresinde toplanıp başka dünyanın yaşamlarını seyredip hayallere dalıyorlar, gülümsemelerini kaybetmeden içlerinde fırtınalar eserek.

Başka dünyanın insanları turistler, sualtı ve su üstündeki güzelliklerle bezenmiş mutlu turistler, buraya bir kez daha gelmek umudu içerisinde el sallayarak ayrılıyorlar adadan buruk bir hüzünle. Yanık tenli, zayıf mı zayıf, bembeyaz dişleri ile gülümseyen bir başka dünyanın insanları onları el sallayarak uğurluyorlar iskeleden, bir dahaki sefere de balık satabilmek umudu içerisinde.
Ve çocuklar, dünya güzeli çıplak çocuklar; yüreklerinde gelecekle ilgili hiçbir kaygı duymadan basit bir sopanın ya da bir topun peşinde çığlıkları ile ortalığı sarmalayarak kumda ve suda neşe içinde oyunlarına devam ediyorlar.  

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.