banner ad
1

Sony NEX-7 ile Ege&Adriyatik gezisi

Sony NEX aynasız fotoğraf makinesi serisinden çıkardığı yeni modeli NEX-7 ile bu alanda ne kadar iddialı olduğunu bir kez daha hatırlattı. Günümüzde tüm teknolojik ürünlerde olduğu gibi fotoğraf makinelerinde de müthiş bir değişim yaşanıyor. Bu değişimi destekleyen en önemli sebeplerden biri de artık herkesin başarılı ve güzel fotoğraflar çekebileceğine inanıyor olması. Tabi bunun gerçekleşmesi için de fotoğraf makinesi üreticileri AR-GE merkezlerine inanılmaz yatırımlar yapıyor. Sony’de aynasız fotoğraf makinesi pazarındaki en önemli oyunculardan biri olarak NEX serisinde dinamik atılımlar yapıyor. En son ürünlerden biri olan NEX-7, yarı profesyonel ve profesyonel kullanıcılar düşünülerek tasarlanmış bir ürün.

Değişim başlıyor

Yakın bir gelecekte artık profesyonel fotoğrafçıların elinde büyük objektifli, kocaman DSLR makineler görmeyeceğiz. İşte NEX-7’de tam bu noktada profesyonellerin arayacağı türden bir makine…

Geçtiğimiz günlerde NEX-7 modelini uzun bir süre yakından inceleme fırsatı bulduk. Costa Favolosa gemisi ile bir haftalık Ege&Adriyatik turunda hem gemi içerisinde hem de durduğumuz limanlarda NEX-7 ile çeşitli deneyimler yaşadık. Bu deneyimlerimizi, NEX-7'nin genel özelliklerini ve diğer detayları bu yazıda okuyabilirsiniz.

Öncelikle Sony NEX-7'den biraz bahsetmek gerekirse, Sony'nin şu anda ürettiği aynasız fotoğraf makineleri içerisindeki en üst ve en başarılı modeli. 24,3 milyon piksellik çözünürlüğü ile bu sınıftaki en iddialı ürün. NEX-7, 23,5×15,6mm'lik APS-C CMOS sensör kullanıyor.

Tasarım

NEX serisindeki diğer modellerle benzerlikler gösteren NEX-7 modeli, tasarımındaki farklıklar ve tutma yerindeki özel kaplama malzemesi ile size daha profesyonel bir makine kullandığınızı hemen hatırlatıyor. Gövdesi tahmin edebileceğiniz gibi çok hafif ve küçük, ancak buna rağmen oldukça sağlam. Diğer NEX serisindeki modeller gibi E-bayonetli objektifler kullanılıyor. Sony aynasız fotoğraf makinelerinde kullanılmak üzere geliştirdiği objektiflerin sayısını da artırmaya devam ediyor. Makine ile gelen objektif 18-55mm. Ancak 18-200mm veya 55-210mm'lik bir başka objektif daha alınarak küçük bir çanta içerisinde en çok ihtiyacınız olan aralıkları kullanabilirsiniz.

NEX-7'de LCD'den bakarak fotoğraf çekmeyi sevmeyenler için dahili bir vizör bulunuyor. 2.4 milyon piksellik OLED elektronik vizör oldukça başarılı. Optik vizöre alışkın biriyseniz, bu vizörü bir süre kullandıktan sonra optik vizörden daha çok sevebilirsiniz.

Genel Kullanım

NEX-7 diğer NEX serisindeki makinelere göre bazı farklılıklar gösteriyor. Bu farklılıkların başında da üzerindeki kontrol düğmeleri geliyor. Makineyi kullanırken ISO değişimi, +/- poz düzeltme, enstantane-diyafram gibi seçimler oldukça kolay ve hızlı yapılabiliyor. Bir diğer önemli özellik ise en çok kullandığınız seçimleri farklı düğmelere atayabiliyor ve kişiselleştirebiliyorsunuz. NEX-7’de menü sistemi diğer NEX serisindeki makinelerden çok farklı değil. Bu menü sistemini ilk kez kullanıyorsanız bile adapte olmanız sadece birkaç dakikanızı alacaktır.

Sony NEX-7 ile ilgili daha fazla bilgi için: http://www.sony.com.tr/hub/nex-fotograf-makineleri/seri/nex-7

Teknik bazı özellikler:

* 24.3 milyon piksel çözünürlük

* Hafif magnezyum gövde

* AF izleme

* Full HD video çekim

* ACVHD/MP4 video kayıt formatı

* Bionz işlemci

* Saniyede 10 kareye kadar seri çekim

* OLED elektronik vizör

* Kılavuz çizgileri ve seviye göstergesi

* Değişebilir açılı 3 inç Xtra Fine LCD (921K)

* ISO 100-16000

* Panoramik çekim modu

* Yüz algılama ve yüz kaydı

* Otomatik HDR

Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıklayın.

NEX-7 ile gemide 7 gün

Gemi turlarını hep merak etmişimdir. Ancak bugüne kadar bir türlü fırsat bulup uzun bir gemi turuna çıkamadım. Sanırım bu turların biraz sıkıcı olabileceğini düşünüyordum. Tabi bu fikrim gemiye ayak basınca bir hayli değişti. Öncelikle böyle büyük bir gemi ile yolculuğa çıkıyorsanız ve tabi fotoğraf çekmek istiyorsanız size tavsiyem yanınızda küçük bir fotoğraf makinesi götürün. Bunu dememin birkaç sebebi var. Bizim bu turdaki gemimiz yaklaşık 300 metre uzunluğundaki Costa Favolosa idi. Geminin içerisinde hemen her yerde fotoğraf çekilebilecek pek çok ilginç mekan var. Bu yüzden fotoğraf makinenizi yanınızdan ayırmak istemiyorsunuz. Tabi bunun için hafif ve kompakt bir makineye daha çok ihtiyacınız var. Bir diğer önemli husus, fotoğraf çektiğiniz mekanlarda mutlaka başka yolcular da oluyor ve dikkat çekmeden fotoğraf çekmek istiyorsanız NEX-7, hem kompakt yapısı hem de kaliteli fotoğraf ve video performansı ile farkını ortaya koyuyor.

Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıklayın.

Costa Favolosa ve rotamız…

Costa Favolosa gemisi 2011'in Temmuz ayında denize indirilmiş ve henüz çok yeni bir gemi. Yüksekliği 62 metre, uzunluğu 290 metre olan gemide; 1508 kabin, 5 restoran, 13 bar, spa merkezi, 5 jakuzi, 4 yüzme havuzu, yürüyüş parkuru ve çok amaçlı spor alanları, 4D sinema, 3 katlı tiyatro, casino, disko, oyun salonu, kütüphane, alışveriş merkezi gibi daha pek çok farklı alan bulunuyor. 

İstanbul’un müthiş boğaz manzarası eşliğinde her Perşembe günü Kabataş’tan kalkan gemi, sonraki ilk günü tam gün denizde yol alarak geçiriyor. İlk varış noktamız, 896 deniz mili sonundaki Dubrovnik…

Hırvatistan’ın Dalmaçya kıyılarındaki bu en güzel liman kenti, 13. yüzyılda geçirdiği bir yangından sonra 1292’de yeniden inşa edilmiş. O yıllardaki genel görünümü yüzyıllardır korunarak günümüze kadar gelmiş. 15. yüzyılda başlayıp 17. yüzyıla kadar sanat ve edebiyat alanında büyük bir gelişme kazanan Dubrovnik, “Güney Slavların Atina’sı” olarak anılmış. Kentin ana caddesi olan Stradun’un iki yanında geç Rönesans dönemine ait güzel evler yer alıyor. 14. Yüzyıldan kalma Dominiken ve Fransisken manastırları şehrin tarihi mimari eserleri arasında…

Akşama doğru, 317 mil yolculuktan sonra ertesi gün ulaşacağımız Venedik’e doğru yol almaya başladık. Bir zamanların ünlü Venedik Cumhuriyeti’nin merkezi olan Venedik bir zamanlar balıkçıların yaşadığı bir beldeymiş. Tarihçiler kentin 6. Yüzyılda kurulduğunu yazarlar… Haçlı Seferleri sırasında kent zenginleşerek büyümüş, 14. yüzyılın sonlarında Doğu Akdeniz’de büyük bir güce sahip olmuş. Bugün, 118 adacığı birbirinden ayıran 170 kanal ve birbirlerine bağlayan 400 köprüden oluşan bu kent 1866 yılında İtalya’ya bağlanır. Coğrafi konumu nedeniyle çeşitli taşkın ve çökmelere maruz kalan şehir için, 1960’lı yıllarda Unesco, gerekli teknik ve bilimsel önlemler alarak dünya çapında bir kurtarma kampanyası ile korunma çalışmaları başlatılmış.

Venedik’te San Marco Meydanı ve Bizans’tan getirilen 4 büyük at heykelinin ön cephesini süslediği Bazilikası, Düklük Sarayı, Son Nefes Köprüsü de denilen Özlem Köprüsü ile birlikte tarihsel ve sanatsal açıdan önem taşıyan 450 kadar saray ve eski ev bulunuyor. Kentte 1621-1838 yılları arasında Osmanlı Tacirler tarafından kullanılan Türkler Sarayı da yer alıyor.

Ve tekrar demir alarak 325 mil kat ettikten sonra ulaşacağımız Bari’ye doğru yola çıkıyoruz. Bari dar sokakları, sıcakkanlı insanları ile küçük ve şirin bir kent. Zamanında balıkçılık konusunda büyük önem kazanmış, savaşlar, istilalar yaşamış. 12. yüzyılda romanesk üslupta yapılan katedral, Norman Kalesi, bizim Noel Baba dediğimiz Saint Nicholas’ın 1087 yılında İtalyan gemiciler tarafından Demre’den getirilen kemiklerinin yer aldığı San Niccolo Bazilikası eski kentin başlıca tarihi yapıları arasında yer alıyor. Bari’yi kısa da olsa dolaştıktan sonra 308 mil ilerimizdeki Katakolon’a doğru hareket ediyoruz.  Salı sabahı Yunanistan’ın batısında, İon Denizi kenarında yer alan bir sahil kasabası olan Katakolon’a vardık. Burası, Antik Yunanistan’da dört yılda bir gerçekleştirilen olimpiyatların yapıldığı Olimpia’nın yakınında yer alıyor.

Sonraki durağımız ise İzmir Limanı oluyor. Uzun bir süre İzmir’de kalan gemi akşama doğru son durağımız ve gezimizin başlangıç noktası olan İstanbul’a doğru hareket ediyor. Ertesi sabah uyandığımızda ise, yine bizi muhteşem bir İstanbul manzarası karşılıyor. Nedeni bilinmez ama insanı kendine bağlayan bir şehir, İstanbul…

Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıklayın.

Gemi turları ile ilgili bazı notlar

* Gemide olduğunuzu çoğu zaman unutabilirsiniz. Çünkü bu gemilerde gelişmiş sarsıntı önleyici sistemler var.

* Gemilerin içerisinde Casino ve Duty Free haricinde nakit para veya kredi kartı geçmiyor.

* İlk iki gün biraz şaşkınlık ve alışma süreci geçirebilirsiniz. Özellikle Costa Favolosa gibi büyük bir gemide iseniz, odanızı bulmanı bile biraz zaman alabilir.

* Gemide yemek yemek, eğlenmek, güneşlenmek, müzik dinlemek veya dinlenmek için pek çok yer mevcut.

* İç kabin odalar ilk başta size biraz küçük görünebilir. Ancak esasında ideal boyutlarda olduğunu kısa sürede anlayacaksınız ki zaten odalarda fazla vakit geçireceğinizi sanmam.

* Gemi personeli ve garsonlar gayet sevecen ve yardımsever.

* Gemileri küçük bir semt gibi düşünürseniz sürekli aynı mekanları görmek size sıkıcı gelebilir. Ancak burada da gidilen her limanda ayrı bir şehirde karaya çıkmak bu sorunu tamamen ortadan kaldırıyor.

* Akşam yemekleri çok özenli hazırlanıyor ve menü çok zengin. Mutlaka damak tadınıza uygun bir şey bulabilirsiniz.

* Sizlere önceden bildirilen geminin limanlara yanaşma ve ayrılma saatlerinde değişiklikler olabiliyor. Her gün odanıza bırakılan günlük gazeteye (Today) mutlaka göz gezdirin.

* Bazı limanlarda geminin kaldığı süre oldukça kısa. Bu yüzden programınızı çok dikkatli yapın, geç kalmamaya çalışın!

* Size tavsiyem yanınızda büyük ve ağır fotoğraf makineleri ile gemi yolculuğuna çıkmayın. Bir süre sonra bu makinelerin ağırlığı sizi yorabilir.

Sony NEX serisi fotoğraf makineleri ile ilgili daha fazla bilgi için: http://www.sony.com.tr/hub/nex-fotograf-makineleri

Fotoğrafları büyütmek için üzerine tıklayın.

Fotoğraflar: © Ömer Serkan Bakır

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.