banner ad
0

Sri Lanka’da Fotosafari

Yazı ve Fotoğraflar: Ömer Serkan Bakır

Herkesin merak ettiği ve gitmek istediği birçok yer vardır. Benimde birkaç yıldır aklımda olan ve gitmeyi çok istediğim yerlerden biri Sri Lanka idi. Hem coğrafi konumu hem de kendine özgü birçok güzelliği bünyesinden barındıran Sri Lanka’ya Gazella Fotosafari turuyla gittim. Sevgili dostumuz Faruk Akbaş’ın fotoğraf rehberliği eşliğinde 12 kişi civarındaki küçük grubumuzla birlikte 7 gece 8 gün kalacağımız Sri Lanka’ya doğru keyifli yolculuğumuz Qatar Havayolları’nın Doha aktarmalı uçuşu ile başladı. Sri Lanka’ya ülkemizden direkt uçuş bulunmadığı için (Artık THY ile Colombo'ya direkt seferler de başladı) mutlaka bir aktarma yaparak ulaşılabiliyor ve en iyi alternatiflerden biri de Qatar Havayolları. Uçuş süresi toplamda 10 saate yaklaşıyor.

Pinnawala’da fillerin banyosu

İlk gün Doha aktarmalı olarak başkent Colombo’ya ulaşıyoruz. Sabah erken bir saate ulaştığımız Colombo’dan vakit kaybetmeden ayrılıyor ve Habarana’ya doğru yola çıkıyoruz. Sri Lanka’da gideceğiniz mesafeler kilometre olarak çok az olsa da süreleri geniş düşünmek gerekiyor. Colombo-Habarana arası en iyi ihtimalle 3 saat sürüyor. Ancak Gazella Fotosafari turlarının amacı sadece fotoğraf çekmek. Bu yüzden de yol üzerinde fotoğraflanacak her türlü güzelliği karelerimize aktarmak için sık sık duruyoruz. Sonuç olarak amacımız sadece bir yerden diğerine ulaşmak değil. Yol üzerinde fil yetimhanesi olarak bilinen Pinnawala’da uzun bir mola veriyoruz. Burada özellikle nehir kıyısına banyo yaptırılmak üzere getirilen onlarca filin görüntüsü hem fotoğraflamak hem de izlemek için muhteşem. Nehir kıyısındaki güzel restoranların birinde öğle yemeğimizi yiyoruz ve bu sırada da deklanşör sesleri hiç durmuyor.

Dev yatan Buda…

Ertesi gün 11 ve 13. Yüzyıllar arasında başkentlik yapmış olan Polonnaruwa’ya gidiyoruz. Bu yol yaklaşık 1 saat sürüyor. Burada Lankatileke, Tivanka ve Thuparama tapınaklarına ait kalıntıları görüyoruz. Dört adet Buda heykeli bulunan Gal Vihare ve Kiriwehera stupasından kareler alıyoruz. Yazılı program her zaman tutmuyor ve bazı yerlerde fotoğraf çekimleri keyifli bir şekilde uzuyor. Bundan şikayetçi olan yok, çünkü herkesin asıl amacı daha iyi fotoğraflar çekebilmek.

Öğleden sonra Sigiriya kayalıklarında adanın en fantastik harikası olan Aslan Kaya’sı olarak da bilinen 5. yüzyıldan bu yana korunmuş Fortress in the Sky kayalığını görüyoruz. Bahçesinin girişinde bulunan aslan heykelleri sebebiyle Aslan Kayası ismini almış. Bu kompleks büyük merkez taşları, gitgide büyüyen yaklaşık 200 metre civarını kuşatan çevresi, 90 hektar doğuda, 40 hektar batıda olmak üzere 2 dik dörtgensel bölgesi, 2 hendek ve 3 surla çevrili. Bu şehir tam dörtgen modülü temel alınarak planlanmış. Gece konaklamamız Habarana’da…

Dambulla Mağaraları

Habarana’dan çıkış işlemlerini yapıp Kandy’e doğru hareket ediyoruz. Bir süre sonra Sri Lanka’nın en önemli tarihi zenginliklerinden biri olan Dambulla Mağaraları’na ulaşıyoruz. Yaklaşık 150 metre yüksekliğinde bir kaya kütlesi olan Dambulla 1.yüzyılda yapılmış ve aynı zamanda bir kaya tapınaktır. Dambulla Mağaraları Kral Walagambam’yı sürgündeyken 14 yıl boyunca barındırmış daha sonra tahtı ele geçirmesiyle birlikte bu Kaya tapınağı inşa ettirmiştir. Altın tapınak olarak da bilinen tapınak kompleksine 200 basamak ve 18 terastan çıkılıyor. İlk oyuğun içinde 47 feet uzunluğunda Buddha’nın taş heykeli bulunmaktadır. Yan yana dizili olan Dambulla Mağaları’nın duvar ve tavan işlemeleri gerçekten görülmeye değerdir. Dambulla ziyaretimizin ardından, Matale’de bulunan ünlü baharat bahçelerini görmeye gidiyoruz. Burada bana göre fotoğraflanacak ciddi bir kare olmasa da makroya meraklı arkadaşlar kendilerini oyalayacak pek çok bitki buldu. Ayrıca burada tanıtılan onlarca çeşit baharatı satın almak da mümkün.

Çay tarlaları

Kandy’e doğru yolumuza devam ederek Sacred Tooth Relic tapınağına (Kutsal Diş Tapınağı) ulaşıyoruz. Bugün yolumuz uzun… Buradan da fotoğraflar çekerek Nuwara Eliya’da kalacağımız otelimize doğru hayli virajlı ve dar bir yoldan ilerliyoruz. Etrafımız müthiş çay bahçeleri ve teraslarla doluyor. Sonunda gece kalacağımız otele varıyoruz. Hava kararmış, herkesin enerjisi bitmiş durumda. Ancak kalacağımız otelin (Grand Hotel) ilginç İngiliz mimarisi, eski ahşap dokusu ve güzel bir akşam yemeği ile herkesin neşesi yerine geliyor. Sabah erkenden çıkarak çay bahçelerini yerinde fotoğraflamak istiyoruz. Çay ilk kez 1824’te Çin’nin Paradeniya Botanik bahçelerinden getirilen getirilerek dikilmiş. Sri Lanka’nın ilk çay ticareti Londra’ya yapılmış ve günümüzde yaklaşık 244 milyon kg çay ihracı yapmakta. Nuwara Eliya, yani küçük İngiltere olarak da bilinen bölge, dağların ardında harika vadileri ve şelaleleri barındırıyor. Buradan Hakgala Botanik Bahçesi’ni ziyaret edip, birçok ilginç bitkiyi ve çiçeği fotoğraflıyoruz. Daha sonra yolumuzun üzerinde Rawana Ella ve Ramboda şelalelerini görüyoruz. Buralara yerel halkın ilgisi görülmeye ve tabi ki fotoğraflamaya değer.

Yala Ulusal Parkı

Yala’ya doğru 3 saatlik bir yolumuz var. Günümüz yine dolu dolu ve renkli geçti, tabi biraz da yorucu… Yala’ya vardığımızda bitki örtüsü ve coğrafya tamamen değişti. Aracımızın ışıkları ve karşıdan gelen araçların ışıklarından başka aydınlık yok. Ortam geceleyin biraz ürkütücü. Yala’da ulusal parkın hemen yanında yer alan Chaaya Wild Hotel’de kalıyoruz. Burası doğanın tam ortasında müthiş bir yer. Sabah 5 gibi jeeplerimize binip, birçok yerli ve göçmen kuşların ve çeşitli hayvan türlerini barındıran Yala Ulusal Parkı’nda safariye çıkıyoruz. Leopar, fil, buffalo, pelikan, karabatak, tavus kuşu, maymunlar ve adını bilemediğim birçok hayvan türü ile karşılaşıyoruz. Burada uzun tele objektiflere olan ihtiyaç kendini bir kez daha gösteriyor. 100-400mm’si olanlar daha ilginç kareler yakalıyor. Öğle yemeği ve dinlenmek için otelimize dönülüyor ve öğleden sonra tekrar bu harika doğadan fotoğraflar çekmek üzere safariye çıkılıyor. Safariye doymayanlar için ertesi sabah erkenden safari heyecanı devam ediyor. Safariden sonra otele dönülüp hem yorgunluk atılıyor hem de kahvaltı yapılıyor. Daha sonra rotamız Galle ve Hikkaduwa…

Çubukların üzerinde balık tutanlar

Yol üzerinde fotoğraf çekerek yaklaşık 3 saat sonra Galle’ye ulaşıyoruz. Saat biraz geç olmasına rağmen burada çubukların üzerinde balık tutan yerel balıkçılardan bulmayı ümid ediyoruz. Şansımız yaver gidiyor ve 2 kişi çubukların üzerinde… Hava kararana dek burada çivilenmiş gibi fotoğraf çekiyoruz. Sonra kalacağımız otele doğru yola çıkıyoruz.

Ertesi sabah tekrar çubukların üzerinde balık tutanların olduğu bölgeye gidiliyor. Bu sefer daha fazla balıkçı var. Tabi bizim isteklerimize cevap verebilmeleri için biraz bahşiş her zaman işe yarıyor ve yine ilginç fotoğraf kareleri yakalıyoruz. Son durağımız ve gezimize başladığımız yer olan başkent Colombo’ya varışımızla bizi modern bir şehir karşılıyor. Günlerce doğanın ve muhteşem tabiatın içerisinde yaşamaya alıştığımız için bu görüntüyü biraz yadırgıyoruz. Colombo’daki serbest zamanda isteyen istediğini yapıyor. Kimi fotoğraf çekmeye devam ediyor, kimi şehri keşfediyor, kimi de alış veriş yapıyor. Sabah erkenden havaalanına transferimiz var, biraz erken yatmakta fayda var diye düşünüyorum. Ancak otelin balo salonunun girişinden öyle çekici müzik sesleri geliyor ki kendimi yerel bir düğünün ortasında buluyorum. İlginç bir düğün merasiminin girişini ve burada müzik yapan yerel grubu biraz izledikten sonra Sri Lanka’daki son karelerimi alıp odama gidiyorum. Sabah erkenden havaalanına transferimiz gerçekleşiyor ve sorunsuz bir uçuşla yine Doha aktarmalı olarak İstanbul’a varıyoruz. İlk iş, çektiğim fotoğraflara detaylı bir şekilde bakmak oluyor. Ne yalan söyleyeyim, insan belli bir süre sonra evini özlüyor. Bir de geride bıraktığı kim varsa…

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.