banner ad
0

Ünü kendini aşan Bozcaada…

Yazı ve Fotoğraflar: Ömer Serkan Bakır

Bozcaada’ya ilk kez 1998 yılının Eylül ayında gitmiştim. Sessiz, sakin, huzur verici, farklı ve kendine özgü bir yer olarak aklımda kaldı hep. Denizi gerçekten soğuk (ki bunu herkesten duyarsınız ama korkmayın) ve dışarısı bir hayli rüzgarlı idi. İkinci gidişim ise geçen sene Ağustos başında 4-5 günlük kısa bir gezi için oldu.

Ada için “kimi çok sever, kimisi hemen ayrılmak ister” derler. Sanırım ben sevenlerdenim… Adaya ikinci kez ve aradan 13 yıl geçtikten sonra tekrar gittiğimde bir hayli değişmiş buldum. En önemlisi turizme bakış değişmiş! Adaya her gelen ziyaretçinin önemine biraz daha varılmış. Tabi yaz aylarındaki nüfus daha da kalabalıklaşmış. Ama sakın büyük şehirlerin kalabalığı ile karıştırmayın. Dahası oteller, pansiyonlar çoğalmış, oda fiyatları arttıkça artmış.

İlginç koyları keşfedin!

Bozcaada ilginç ve keyifli bir yerdir. Adanın küçük sayılabilecek merkezinde yoğun bir yerleşim görürsünüz. Merkezden biraz uzaklaştığınızda ise yalnızsınız. Tabi ünlü Ayazma Plajı hariç! Ayazma Plajı’na Temmuz ve Ağustos aylarında arabayla giderseniz şansınız bol olsun, park yeri bulmak pek kolay olmayabilir. Hele sahilde boş şemsiye, şezlong bulmak daha da zor. Ama üzülmeyin, Bozcaada’nın en güzel yanı birbirinden güzel onlarca irili ufaklı koyu olması… Bozcaada küçük bir ada ve tamamına yakın bir kısmını arabayla en fazla 1 saatte dolaşabilirsiniz. Ana yolları gayet düzgün, hiçbir problem yok. Ancak birbirinden güzel onlarca farklı koyu keşfetmek için kullandığınız araca güvenmeniz şart. Koylara inebilmek ve kimseler olmadan tek başınıza denize girebilmek için çoğu zaman bu dar toprak yollardan gitmeniz gerekiyor. Bazı yerlerde ise bu toprak yollar daha da bozuluyor ve irili ufaklı taşlarla kaplanıyor. Unutmadan arabanın arkasına plaj şemsiyesi, hasır ve küçük bir şezlong koyarsanız bu ıssız koylarda keyfinizi daha da artırabilirsiniz. Çünkü bir iki büyük plajın dışında diğer koylarda şemsiye ve şezlong hizmeti veren kimse yok. Zaten gittiğinizde göreceksiniz bazen sizden başka kimse de yok! Adanın en ünlü koyları başta Ayazma olmak üzere, Habbele, Akvaryum, Sulubahçe, Beylik, Tuz Burnu, Çayır, Poyraz…

Ulaşım

Şimdi biraz Bozcaada’ya nasıl gideceğinizi konuşalım.  Öncelikle Bozcaada’ya ulaşmak oldukça kolay ve pek çok farklı alternatif var. Bazılarını yazalım. Otobüsle ya da bir tur şirketi ile gidebilirsiniz. Uçakla en yakın havaalanı olan Çanakkale’ye gidebilirsiniz ki oradan adaya ulaşmak oldukça kısa. Deniz otobüsü ile Çanakkale’den 1 saatte adaya ulaşabilirsiniz. Tabi bir de arabanızla keyifli bir yolculuk yapabilirsiniz. Araba ile gitmek için de birkaç farklı yol seçeneği var.

Biz önce İstanbul’dan Yenikapı-Bandırma feribotu ile Bandırma’ya, daha sonra Biga, Çan, Bayramiç, Ezine ve oradan da Geyikli iskelesine ulaştık. Dediğim gibi araba ile giderken farklı yol seçenekleri var, ama sanırım söylediğim bu yol manzara açısından en keyiflisi. Güzel manzaralar eşliğinde, fazla yorulmadan gittiğimiz Biga, Çan, Bayramiç, Ezine yolu biraz dar ve bazı yerlerde yol çalışmaları sürüyor. Ama biz gittiğimizde bu güzergah oldukça sakindi. Daha sonra Geyikli iskelesine ulaştıktan sonra Bozcaada’ya her saat başı kalkan arabalı vapurla ulaşıyorsunuz. İskeleye geldiğinizde direkt sıraya geçerek, gidiş-dönüş biletinizi alabilirsiniz. Zaten biletinize sadece giderken bakılıyor.

Geyikli iskelesine ulaştıktan sonra hiçbir şey için acele etmeyin, esen rüzgarın ve denizin kokusunun keyfini çıkarmaya başlayın. Bozcaada’da diğer bütün adalarda olduğu gibi zaman daha yavaş işliyor. Pek kimsenin acelesinin olmadığını göreceksiniz. Herkes daha sakin, daha sabırlı… Adaya ilk kez gidiyorsanız arabalı vapurdan indikten sonra nereye gidilecek şimdi diye şaşırmayın, çünkü tek bir yol var zaten. Merak edenler için ada da bir tane de benzinci bulunuyor. Yakıtınız biterse mahsur kalma ihtimaliniz yok gibi.

Konaklama

Adada konaklama konusu biraz garip. Esasında kalacak pek çok alternatif var ama karar vermek için biraz araştırma yapmak gerekebilir. En çok tercih edilen konaklama tipi pansiyonlar. Pansiyonlar daha çok merkezde bulunuyor. Adanın dar ama bir o kadar da şirin sokaklarında yer alan pansiyonların bazılarında sadece birkaç oda bulunuyor. Konaklama tercihiniz ne olursa olsun önceden rezervasyon yaptırmanızda fayda var. Özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında… Pansiyon fiyatları oda kahvaltı olarak veriliyor. Bazı pansiyonları sadece kahvaltılarının ünü için tercih edenler bile var. Şunu hemen belirtelim, konaklama için sakın beş yıldızlı, ultra bir konfor aramayın. Burada büyük oteller veya büyük tatil köyleri yok. Biraz salaş, biraz mütevazı…

Pansiyonların dışında merkezde ve merkez dışında birkaç güzel otel var. Farklı yerlerde kalmak isterseniz de çiftlik ve bağ evleri tam size göre olabilir. Ama nerede kalırsanız kalın odaların küçüklüğüne sitem etmeyin. Çünkü ada evlerinde odalar gerçekten çok küçük. Bundan şikayet etmek yerine dışarı çıkın ve adanın keyfine varın! Hemen hatırlatalım oda fiyatları birçok tatil bölgesine göre biraz daha yüksek. Gezi bütçenizi yaparken bunu da dikkate alın.

Adada konaklama için dikkate alacağınız en önemli kriterlerden biri de merkezde ya da merkez dışında kalmak. Size tavsiyem eğer arabayla gittiyseniz merkez dışı yerleri seçmeniz. Ama arabanız yoksa merkez içindeki Rum ve Türk mahallerinde bulunan şirin pansiyonlarda kalabilirsiniz.

Ada içi ulaşım

Merkezde her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Merkez dışına çıkmak ve koylara ulaşmak için farklı alternatifler deneyebilirsiniz. Adada tek toplu taşıma aracı minibüsler ve Haziran ile Eylül ayları arasında çalışıyorlar. Çok kullanılmasa da birkaç taksi bulabilirsiniz. Ancak fiyatları pek makul değil. Bunların dışında motosiklet ya da bisiklet de kiralayabilirsiniz.

Yeme içme üzerine…

Bozcaada’da aç susuz kalmayacağınızı garanti ederim. Birbirinden lezzetli Ege, Türk ve Rum mutfaklarına özgü yemekleri, adanın şarapları ile daha da keyifli hale getirebilirsiniz. Eğer şarap seviyorsanız şanslısınız. Adayla özdeş 5 şarap üreticisinin tadım ve satış mağazaları bulunuyor. Yok, ben şarap sevmem derseniz o zaman yine adaya özgü ev yapımı tadında reçelleri bir deneyin. Zaten gittiğinizde öğreneceksiniz, ama şimdiden söyleyeyim, kırmızı domates reçeli… Haksızlık olmasın, ben karadut reçelini de tek geçerim.

Merkezde yer alan restoranların bir kısmı limanda diğerleri ise ara sokaklarda yer alıyor. Tavsiyem her iki yerdeki restoranlara da gidin. Yalnız Temmuz ve Ağustos aylarında liman restoranlarında akşam yemekleri için önceden rezervasyon yapmak gerekiyor. Aksi takdirde yer bulmak şansınıza kalıyor. Bu restoranlarda özellikle değişik mezeleri tatmanızı isterim. Farklı günlerde ada otlarından oluşan mezeyi zeytinyağlı, limonlu ve bir de biraz sıcak yoğurtlu olarak yiyin. Bayılacaksınız…

Tabi ada denince balık çeşitleri ve deniz mahsullerinden bahsetmeye gerek yok sanırım. Belki fiyatlar biraz pahalı gelebilir, ama bir gecenizi mutlaka ayırın derim. Son söz olarak, eğer Bozcaada’yı severseniz, evinize döndükten sonra en keyifli yanı tekrar gitmeyi düşünmek oluyor.

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.